Eko Anne

Kendini sorumlu hisseden bir annenin paylaşımları

Ekolojik Kitap Günleri

Ekoloji sonunda görmesi gereken değeri görme yolunda ilerliyor. Daha almamız gereken çok yol var ama yine de farkındalıklarımız artıyor. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve ekolojik konularla ilgili farkındalık yaratmak amacıyla yayıncılığa başlayan Yeni İnsan Yayınevi, 2-3 Haziran tarihlerinde, Şişli ve Kartal %100 Ekolojik Pazarlarda Ekoloji Kitap Günleri düzenleyecek.

Şişli %100 Ekolojik Pazar’da 2 Haziran’da, Kartal %100 Ekolojik Pazar’da 3 Haziran’da gerçekleşecek olan ekolojik kitap günlerini 9:00-16:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Bu etkinlik ekolojiyle ilgili bilginin ve ekolojik yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasını amaçlıyor. Etkinlik çerçevesinde ekolojiyle ilgili konularda yayınlar yapan yayınevleri kitaplarını sergileyecek, yazarlar okuyucularıyla buluşma ve kitaplarını imzalama fırsatı bulacaklar.

No Comments »

Hamileliğiniz Bebeğinizin Otizm Riskini Etkiler mi?

Otizm son yıllarda hızla yükselişte. CDC’nin (Hastalık koruma ve kollama merkezi) bu spektrumdaki çocukların sayısı 10 yıl önceye gore tam %78 artmış durumda. Rapora gore 88 Amerikalı çocukdan bir tanesi bir çeşit otizme sahibi ki bu rapora göre bunlar bilinen vakalar. Bir de yakalanamayan vakalar var ve kimse otizme neyin neden olduğunu henüz tam bilmiyor.

Bilim adamları otizmin yaygınlığının artıp artmadığını incelerken; yeni bir araştırma, otistik çocuğun semptomlarının şiddeti üzerinde etkili olan bir faktör olduğunu gösteriyor.

Michigan State Üniversitesi Epidemioloji Bölümü’nden Tammy Movsas’ın yaptığı bir araştırmaya gore, haftalarca önce veya geç doğan otistik çocukların daha şiddetli semptomları oluyor.  Buna ek olarak, erken veya geç doğan çocuklar zamanında doğan otistik çocuklara gore daha faze kendisini yaralama eğilimi gösteriyor.

Araştırma, otizm spektrum bozukluğunun çok farklı belirtilerde ortaya çıktığını göstermiştir ki bu sürpriz bir haber değildir. Fakat annenin hamilelik süresinin uzunluğunun semptomlarla bir ilgisi olduğunun görülmesi otizm gizeminin aydınlanması yönünde önemli ipuçları sağlayabilir.

Movsas’ın araştırması, erken, geç veya zamanında doğan otistik çocuklar arasındaki bozukluğun şiddetine bakan ilk araştırmalardan biri.

Otizm’in genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu nedeniyle oluştuğunu düşünüyoruz. Erken ve geç doğan bebeklerle, otizmin genetik açıklamasının altında onu değiştiren birşeyler var. Prematüre bir bebeğin doğduktan sonra dışarda gelişimini tamamladığı ortamla rahimdeki deneyimi birbirinden çok farklıdır. Çevresel etkenlerdeki bu değişiklik yenidoğanlardaki otizm semptomlarının farklılıklarındaki nedenlerinin bir kısmı olabilir.

Tabii ki kimse bebeğini bilerek haftalarca erken veya geç doğurmaz, fakat bu yeni bilgi hamilelik sırasında otizm semptomlarını engellemek vela azaltmak için birşey yapılıp yapılamayacağı ile ilgili doktorların çalışma yapıp anlamaya çalışmasını sağlayabilir.  Artı, halk sağlığı lie ilgili bir konuda daha fazla araştırmaya yatırım yapıldığını duymak her zaman iyi haberdir. Bu bulmacanın her parçası, bu milyonlarca çocuğu etkileyen bozukluğu anlamakta bir gelişmedir .(Sadece Amerika’da 1 milyon tahmin ediliyor.)

No Comments »

Pilsiz Doğum Günü

Çocuğunuzun Hayal Gücü ve Yaratıcılığını ”Pilsiz” Bir Doğum Günü ile Tetikleyin!

Çocukken hep oynadığınız o şeyi hatırlıyor musunuz? Güneşin doğuşundan batışına kadar sizinle birlikteydi. Herhangi bir oyuncakçıdan almamıştınız. Herhangi bir oyuncak trendinin takibinde de değildi anneniz. Bedava idi. Ve boş bir kutudan bir bebek evine veya bir süpürgeden ışın kılıcına kadar herşeye dönüşebiliyordu.

Hayal Gücünüz…O olmadan çocukluğunuz aynı olur muydu? Ve siz de hiç çocuklarımızın jenerasyonunun en basit, hayatın yaratıcı eğlencelerini kaçırdığını düşünüyor musunuz?

Çocuğunuzun doğduğu günden beri sizi ”eğitime erken başlamanın” avantajları konusunda ikna etmeye çalışan kaygan pazarlama kampanyaları ve şarkı söyleyen, sinyal veren interaktif oyuncaklar ile bombardımana uğruyorsunuz. İddialara alışık değildi bünyem. Kızımız birkaç haftalıkken, doktorumuza görsel uyaranlar açısından siyah beyaz oyuncaklar hakkındaki düşüncesini sorduk. Bize dedi ki; “9 aydır karanlık ve sessiz bir yerdeydi, dünyanın kendisi zaten onun için yeterince uyarandır.

Küçücük bir perspektifin tüm ebeveynlik mentalitenize nasıl bir bilgelik ve hissiyat eklediğini görmek harika birşey değil mi? Cevabı bizim ebeveynler olarak özgüvenimizi ve inancımızı artırdı ve reklamlardansa içgüdülerimize güvenmeyi gösterdi.

Birçok ebeveyn pili olmayan oyuncakların erken çocukluk eğitimine katkı sağladığının farkında değil. Ahşap şekil bulucu oyuncaklar ve çocuk puzzle’ları problem çözme yeteneklerinin yanında kritik düşünme yeteneğini de körüklemektedir. Aynı zamanda, bağımsız küçük çocuğun kendini göstermeyi sevdiği gibi kendi kendine birşeyler yapabilme hissini de destekler.

Otizmli çocuklar için ise pilsiz oyuncaklar, rol yapabilecekleri oyunları destekler ve sosyal yetenekleri ile onlara bir destek verir. Aynı zamanda, bebeklerin ve çocukların herşeyi onlar için yapan oyuncaklar yerine pilsiz oyuncaklar ile daha uzun süre oynadıkları görülmüştür. Bunu kendi çocuğunuzla deneyin ve görün.

 

Neden pille çalışan oyuncaklar ekoloji dostu değiller?

Çocuğunuza kendi tasarlayabileceği oyuncaklar seçtiğinizde, aslında gezegene de bir iyilik yapmış oluyorsunuz. Pil ile çalışan oyuncakların çevresel etkileri de düşündürücüdür:

 

Enerji kullanımı: Eğer tekrar kullanılan pillerden kullanırsanız, onları şarja bağlamanız ve enerji kapasitelerini doldurmak için elektrik kullanmak durumundasınız. Fakat düşünebildiğiniz gibi, bu hava kirliliği ve iklim değişikliğine yol açan nedenlerdendir.

Pil israfı: Amerikalılar her sene 150,000 tona yakın pil ısraf ediyorlar. Bu pillerin çoğu toksik ve düzgünce dönüştürülmezse de toksik ağır metaller içerirler. Çöp yığınlarına gönderilmektense geri dönüşüme katılabilirler; fakat bu da çok enerji gerektirir.

Mikroçip toksinler: Eğer pille çalışıyorsa, en azından bir tane mikroçipi vardır. Mikroçip yaratmanın süreci tehlikeli gazlar, kimyasallar ve büyük miktarda su da içererek inanılmaz toksiktir. Aynı zamanda yüksek miktarda tehlikeli atık çıkararak çevresel kirlenmeye neden olmaktadır.

Oyuncak israfı: Piller bittiği zaman veya oyuncak kırıldığında (ve tamir edilemeyecek durumda ise), bir çeşit plastik, metal, toksik atıklara dönüşüyor.

 

Doğum günü geldiğinde çocuğunuzun oyuncak kutusunda bir etki yapabilirsiniz. Pilsiz doğum günü hediyeleri değişik bir seçenek olarak eğlenceli bile olabilir.

 

Nasıl harika bir pilsiz doğum günü yapabilirsiniz? Peki, ne çeşit pilsiz oyuncakları çocuklarınız sever?

Şu klasik pilsiz oyuncakları bir düşünün derim:

Ahşap bloklar ve puzzle’lar: Mümkünse masif ahşapdan bulmaya çalışabilirsiniz.

Sanat malzemeleri: Çocuğunuzun içsel yaratıcılığını kağıt, boyalar, pasteller, yapıştırıcı ve bunun gibilerle uyarabilirsiniz. Geri dönüşüm olabilecek kağıt ve dergi, toksik olmayan boyalar ve yapıştırıcılar ve diğer doğal kaynaklardan aldığınıza emin olun.

Kostüm: Çocuklar için en eğlenceli aktivitelerden biri sizi başka biri olduğuna inandırdığını düşünmesidir. Özellikle ikinci el alacağınız kıyafet ve aksesuarlarla güzel bir hediye yaratabilirsiniz. Bu pahalı olmayan ve ekoloji dostu bir yoldur ve çocuğunuzun oyun içinde prensesler, büyücüler, ejderhalar ve mini mini kahramanlar olmasına yardım edebilirsiniz.

Oyun Hamuru: Çocuklarınızı sıkılmaktan kurtarmak için kendi hamurunuzu yaparak minik hamur heykelcikler yapmalarını sağlayabilirsiniz. Evde hamur yapabilmek için birçok tarif bulunmaktadır.

Kitaplar: Gezegen hakkında öğrenmek çocuklarınıza ekoloji dostu hareketleri kazandırmak için en iyi yollardan biridir. Onlara yaban hayatı, okyanuslar, ormanlar, bahçe veya bilim gibi dünya temalı kitaplar alabilirsiniz.

 

En iyisi, mükemmel olmasına çalışmamak ve eğlenceli olmasını sağlamak. Çocuğunuz sizi takip edecek. Öyleyse neden hayal gücünüzü sınırlayasınız ki?

No Comments »

Bebeklerde Dil Gelişimi Projesi

Bugün size Türkiye’de ilk kez olan bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. ODTÜ’de Bilişsel Bebek Araştırmaları Merkezi (BeBeM) diye biryer var. Enformatik Enstitüsü’nün içinde. 6 ve 10 aylık bebeklerde dil gelişimi konuunda bir çalışma yapıyorlar. İnanılmaz birşey. Türkçe için ilk kez bu kadar küçük bebeklerde bir çalışma yürütülüyor. Bu projenin sponsoru TÜBİTAK. Bebeğinizle gidiyorsunuz, çalışma 15 dakika sürüyor ve bebeklerin henüz konuşmadan Türkçenin özelliklerine ne kadar duyarlı olduklarını ölçüyorlar. Çalışmanın sonunda bebeklere kep takıp fotoğraflarını çekiyorlar. Bazı anneler fotoğrafçı da istiyormuş. Gidip bir kaç bebeğin fotoğrafını çekeceğim ben de. Hem izlenimlerimi de yazarım. Bu keplerle bebeklere ilk diplomaları olarak saklayabilecekleri bir diploma hediye ediyorlar.

Ankara ODTÜ’de gerçekleştirilen bu araştırmada gelen anneler hem çocukların dil gelişimi konusunda tüm soruları sorabilecekleri bir dilbilimci uzman ve çocuk psikologu mevcut, hem de bebekler şimdiden bilime katkıda bulunuyorlar!
Hala katılımcı kabul ediyorlar, 6 ve 10 aylık bebeklerle araştırma yapıyorlar. Çocuklara sözcükler dinletiyorlar ve çalışma süresince bebek hep annesinin kucağında oturuyor.

web sayfaları:   bebem.ii.metu.edu.tr
telefon        0 537 9904073
(0312) 210 7864
Basında proje ile ilgili çıkan haberler:
http://bebem.ii.metu.edu.tr:8081/Bebem/basinda-bebek-dil-gelisimi/hurriyet-gazetesi

TV haberleri:
ATV’de 05.03.2012 tarihinde ana haber bülteninde yayınlanan haber:
http://webtv.atv.com.tr/webtv/videoizle/atv-ana-haber/570
NTV’de Sedat Küçükay’ın25.03.2012 tarihli Haftasonu programı
http://www.yildiz.tv/?act=dvr&chan=canlintv&seekTime=25-03-2012%2010:32

Eğer çalışmaya katılmak isterseniz lütfen iletişime geçin. İlgili kişi Dr. Aslı Altan. Siz de katılın derim. Şu şirin kepli fotoğraflardan ve bir de diplomaya da sahip olursunuz. Hem de Türkiye’de ilk kez yapılan bu çalışmaya bir katkınız olur.

No Comments »

Okyanusdaki Kuşlar

Daha önce okyanuslarımızdaki – Büyük Pasifikteki Çöp yığınından plastik pet şişelerde takılmış kalmış hayvanlara kadar – atılmış plastiklerin korkutucu etkilerini paylaşmıştım. Evet, şimdi düşünecek başka bir şeyimiz daha var. O da şişe kapakları. Evet, o plastik şişe kapakları kuşları öldürüyor. Neden mi? Çünkü kuşlar bu kapakları yiyecek sanarak yiyorlar ve sonra karınları gıda olmayan plastiklerle doluyken açlıkran ölüyorlar. BBc’de yakın zamanda yayınlanan bir makaleye göre,

“Albatros yavrularının 3′te 1′i yolda ölüyorlar, çoğu da ebeveynleri tarafından yanlışlıkla plastikle beslenmekten.”

Fotoğrafçı Chris Jordan, Midway Atoll’de (Pasifik Okyanusu’nda, Büyük Pasifik çöp yığınına yakın) kuşları çekmektedir. Ve karınları plastik şişe kapağı dolu bebek kuşların fotoğraf kareleri sizi de o kapakların okyanusa veya başka plastik yığınlarına karışmaması için elinizden ne gelir diye düşündürecektir. Her yıl bizim tarafımızdan unutulan 5 ton plastik Midway Atoll’e gelmektedir.

Ve yine kullanılmış plastikleri hayatımızdan çıkarmak için bir neden. Tekrar kullanılabilir çantalardan kullanın ve plastikleri geri dönüşüme gönderin. Sürekli pet şişede su almaktansa yanınızda çelik bir suluk gezdirin. Aklınızda bulundurun, plastik öyle hemen yokolmuyor ve dünyamız birbirine bağlı bir ağ.

No Comments »

Dürüstlük eksikliği

Dürüstlük, nereye gitin?

Bugün sosyal bir konuya değinmek istedim.

Dürüstlük yoksunluğu şimdi dünyamızı kaplıyor. Kişiler ve gruplardan, topluluklar ve kurumlara kadar, dürüstlüğe bağlılığa, değerlere sadık kalmaya, düzen ve bütünlüğe karşı göze batan bir eksiklik sözkonusu. Dürüstlük güvenilir olmak, sorumluluk ve bağlılığı savunmak, sözlerinin davranışlarınla tutması ve ilişkiler ve onurda güven inşa etmek demek.


Görünen o ki ”orda benim için ne var” ve ”kendim hallediyorum” bir çok insanın son zamanlarda favori cümleleri. Diğerleri ile bağlantılı olmak ve sorumluluk duygusu, sadece toplu bilincimizden sızmıyor aynı zamanda bir gelgit dalgası gibi.


Doğruluğu bu kadar bulunmaz kılan da ne ki? Doğru olanı yapmak için çok zaman veya çok cesaret mi gerekiyor? Henry Wadsworth Longfellow diyor ki: ”Bir şeyi doğru yapmak, neden yanlış yaptığını açıklamaktan daha kısa sürer”. Neyin doğru olduğu üzerinde çalışmak çok mu boğucu? Doğruluk basitçe reddetmek veya çekip gitmek değil, dürüstlük inandığın şeyin arkasında durmak ve harekete geçmek. Önünüzdeki insanın bıraktığı döküntünün üstünden atlamazsınız, onu kaldırıp çöpe atarsınız. Ve bundan gocunmazsınız. Doğruyu yaparak yanlışı tedavi edersiniz. Neden dürüstlük üzerine oynamadığımızı haklı çıkaran bir çok yol var. Çok meşgulüz. Bizim sorumluluğumuz değil. Akıntıya bırakmak daha kolay. Hatta doğruluğunu bozduğumuz kişi, grup veya şirketle ilgili yanlışlar bulup, söylenebiliriz. Haklı çıkarmalar ve suçlama en basiti. Fakat kişisel doğruluğumuzu bozmak ve topluluğumuzun doğruluğu özümüzü kemirecektir. Hafif ateşte kaynayacak ve pişecektir. Doğruluğun sınırlarını aştığımızda, doğru olmayan bir patika çizdiğimizde kalplerimizde bileceğiz.


Çocuklarımıza öğretmek istediğimiz dürüstlük eksikliği midir? Çocuklar akran baskısını okulda öğrenicekler zaten. Fakat dürüstlüğü evde öğrenirler. Çocuklarınıza birisi arbedeye uğrarken başka tarafa bakmanın normal olduğunu mu söylüyorsunuz? Doğru olan için herkesin karşısına dikilmektense, gruplarının içinde kalmalarını mı öğütlüyorsunuz? Dürüstlükle yaşamak, doğru olanın arkasında durmak kolay olmayabilir, fakat önemli olan o’dur. Dürüstlükle çalışan işler, organizasyonlar ve gruplar bulmak kolay değildir, fakat yine de varlar. Biz onları oluşturuyoruz – Biz Onlarız. Dürüstlüğün kaymasına izin verirsek, sadece kendimizi incitmiyoruz. Dürüstlükle yapamak bağlar ve güven kurar. Dürüstlükle yaşamak arada bağ ve güven kurdurur. Açık ve dürüst iletişime olanak sağlar ve mükemmellik ve başarı için ihtimal sağlar.

Dürüstlükle nasıl yaşayabiliriz? Doğru ve iyi olana doğru yönelerek – kendimiz için, ailelerimiz için, topluluklarımız için. Belki başkalarını etik veya dürüst olmadan davranmaktan alıkoyamayız ama, onların rotasını izlememek konusunda kendimize ve çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Dürüstlük bizimle başlar. Ancak herhangi büyüklükteki bir toplumdaki bireyler arasında dürüstlük olursa hükümetler ve insan grupları arasında sağlıklı ve pozitif ilişkiler oluşabilir. Dürüstlükten yoksun liderleri takip etmek, uzun dönemde sağlık ve mutlulukdan uzak bir patikada yol almak demektir. 


Ve tabii, her zaman karma da vardır!

No Comments »

Okyanusdaki Mikroplastikler

Su örnekleri ve içinde ne kadar plastik olduğunu anlatan bir profesörün webinar’ına denk geldim. Araştırması dünyanın okyanuslarında ne kadar plastik olduğunu tahmin etmeye yardım edecekti. Burda yapılan araştırmanın sonuçlarının büyük ayrıntılarına girmeyeceğim ama sürpriz olmadı ve tüm örneklerde plastik buldu. Ancak beni şaşırtan şey ise belirttiği birkaç şey oldu. İlki, Pasifik’te bir plastik kütlenin olduğuna inanmayışı idi. Onun düşüncesine göre, bir kütlenin nerde ve ne büyüklükte olduğunu belirlemek zordur, ve diğer parametreleri de gözönüne alarak Pasifik’de böyle bir kütle olmadığını düşünmüş.  


İkinci söylemine göre ise, plastiklerin kararlılıklarına göre diğer sızan kimyasallar kadar tehlikeli değildir. Hatta mikro ölçekte plastik parçaları yemek doygunluk hissi vereceğinden iyi bir diyet yoludur diye de espri yapmıştır. Deniz kuşları ve balıklar bunları yiyorlar ve sistemlerine geçiriyorlar (eğer çok büyük değilse ki bu büyük bir problem) fakat kimsayal açıdan bakıldığında bu onlara bir zarar vermiyor. Bu benim kafamı çok karıştırdı ama çok da inanılır bulmadım çünkü çok net bir şekilde plastiklerin çok çeşitli türde kimyasallar sızdırdıkları ile ilgili birçok araştırma var. BPA bunun açık bir örneğidir. 


Webinar’daki insanlara sordu, ”Okyanuslardaki plastiklerden uzak durmak için ne yapmamız gerek?” Bir süre sessizlik oldu. Sonra birisi, ”daha az plastik kullanmak” dedi. ent plastic in the oceans, the room was silent for a moment so I offered up the most obvious conclusion: “use less plastic”. Ortamdaki insanlar plastiklere alternatifler getirmeye çalışırken, o plastikleri daha çabuk ayrıştırma üzerinde durulması gerektiğini savundu. Konuşmacı bunun kişisel bir tercih olduğunu söyledi ama plastiklerden nasıl uzak durulacağı ile ilgili herhangi bir öneri getirmedi. 


Bu seminerden ne bekliyordum emin değilim, ama konuşmacının plastikler ve etkileri konusunda daha geniş bir bakış açısının olmasını ve dünyada daha az plastik için bir aktivist olmasını bekliyordum. Onun yerine, son araştırması üzerinde daha çık ama problemin tümü üzerinde daha az durdu.

Eleştirmeye çalışmıyorum, bütüm kariyerlerini okyanusdaki plastiklere harcayan bilim adamları dahi diğer konulara bakmıyor olabilir. 

Siz ne düşünüyorsunuz? Okyanusdaki plastiklerin sadece bir ayrışma sorunu olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa plastiklerle ilgili başka endemik problemler var mı?

1 Comment »

Mutlu Yıllar

No Comments »

TV Çocuklar İçin Neden Kötü?

Araştırmacılar, ebeveynlerin muhtemelen içten ice bildikleri, 2 yaş altındaki çocukların TV seyretmemelerinin gerekliliği yaklaşımını açıklamak için çalışıyorlar.

Amerikan Pediatrik Akademisi bir genelge yayınlamış ve TV, video ve diğer pasif medyayı izleyen bebeklerin karşı karşıya olduğu potansiyel zararlar konusunda ebeveynlere tavsiyelerde bulunmuş.

Devamı Alternatif Anne’deki bölümümde

No Comments »

Organize Hayat 3. Proje

Evin organizasyonu projesi 2. kısmını biraz uzun sürede bitirdim. Araya işler, hastalıklar, falan girince biraz uzun zaman aldı. Bu bölümde
- evdeki tüm belgeleri
- fotoğrafları
- kimlikleri
- sigortaları
- çocukların doktor belgelerini scan ederek dijital ortama geçirdim. Böylece evdeki tüm belgelerimiz dijital ortamda yedeğimizde oldu.

 3. Bölüm – Mutfak Projesi
Bir sonraki bölümde tüm mutfak organize edilecek.
- Mutfak dolapları boşaltılıp temizlenecek.
- Tüm kavanozlara etiket yapılacak. Her şeyin bir yeri olacak.
- Buzdolabı temizlenecek. Tamamen elden geçirilecek. Buzluğa yeni girenler etiketlenecek.
- İhtiyaç listesini ayarla.
- Tarifleri dosyala. Organize et.
- Çöpleri geri dönüşüm olacaklar ve normal çöpler olarak ikiye ayır.

Bu projemiz tam ne zaman biter bilinmez ama bir sonraki elimizdeki proje budur.
Fotoğraflarla karşınızda olacağım.

No Comments »