Dürüstlük, nereye gitin?
Bugün sosyal bir konuya değinmek istedim.
Dürüstlük yoksunluğu şimdi dünyamızı kaplıyor. Kişiler ve gruplardan, topluluklar ve kurumlara kadar, dürüstlüğe bağlılığa, değerlere sadık kalmaya, düzen ve bütünlüğe karşı göze batan bir eksiklik sözkonusu. Dürüstlük güvenilir olmak, sorumluluk ve bağlılığı savunmak, sözlerinin davranışlarınla tutması ve ilişkiler ve onurda güven inşa etmek demek.
Görünen o ki ”orda benim için ne var” ve ”kendim hallediyorum” bir çok insanın son zamanlarda favori cümleleri. Diğerleri ile bağlantılı olmak ve sorumluluk duygusu, sadece toplu bilincimizden sızmıyor aynı zamanda bir gelgit dalgası gibi.
Doğruluğu bu kadar bulunmaz kılan da ne ki? Doğru olanı yapmak için çok zaman veya çok cesaret mi gerekiyor? Henry Wadsworth Longfellow diyor ki: ”Bir şeyi doğru yapmak, neden yanlış yaptığını açıklamaktan daha kısa sürer”. Neyin doğru olduğu üzerinde çalışmak çok mu boğucu? Doğruluk basitçe reddetmek veya çekip gitmek değil, dürüstlük inandığın şeyin arkasında durmak ve harekete geçmek. Önünüzdeki insanın bıraktığı döküntünün üstünden atlamazsınız, onu kaldırıp çöpe atarsınız. Ve bundan gocunmazsınız. Doğruyu yaparak yanlışı tedavi edersiniz. Neden dürüstlük üzerine oynamadığımızı haklı çıkaran bir çok yol var. Çok meşgulüz. Bizim sorumluluğumuz değil. Akıntıya bırakmak daha kolay. Hatta doğruluğunu bozduğumuz kişi, grup veya şirketle ilgili yanlışlar bulup, söylenebiliriz. Haklı çıkarmalar ve suçlama en basiti. Fakat kişisel doğruluğumuzu bozmak ve topluluğumuzun doğruluğu özümüzü kemirecektir. Hafif ateşte kaynayacak ve pişecektir. Doğruluğun sınırlarını aştığımızda, doğru olmayan bir patika çizdiğimizde kalplerimizde bileceğiz.
Çocuklarımıza öğretmek istediğimiz dürüstlük eksikliği midir? Çocuklar akran baskısını okulda öğrenicekler zaten. Fakat dürüstlüğü evde öğrenirler. Çocuklarınıza birisi arbedeye uğrarken başka tarafa bakmanın normal olduğunu mu söylüyorsunuz? Doğru olan için herkesin karşısına dikilmektense, gruplarının içinde kalmalarını mı öğütlüyorsunuz? Dürüstlükle yaşamak, doğru olanın arkasında durmak kolay olmayabilir, fakat önemli olan o’dur. Dürüstlükle çalışan işler, organizasyonlar ve gruplar bulmak kolay değildir, fakat yine de varlar. Biz onları oluşturuyoruz – Biz Onlarız. Dürüstlüğün kaymasına izin verirsek, sadece kendimizi incitmiyoruz. Dürüstlükle yapamak bağlar ve güven kurar. Dürüstlükle yaşamak arada bağ ve güven kurdurur. Açık ve dürüst iletişime olanak sağlar ve mükemmellik ve başarı için ihtimal sağlar.
Dürüstlükle nasıl yaşayabiliriz? Doğru ve iyi olana doğru yönelerek – kendimiz için, ailelerimiz için, topluluklarımız için. Belki başkalarını etik veya dürüst olmadan davranmaktan alıkoyamayız ama, onların rotasını izlememek konusunda kendimize ve çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Dürüstlük bizimle başlar. Ancak herhangi büyüklükteki bir toplumdaki bireyler arasında dürüstlük olursa hükümetler ve insan grupları arasında sağlıklı ve pozitif ilişkiler oluşabilir. Dürüstlükten yoksun liderleri takip etmek, uzun dönemde sağlık ve mutlulukdan uzak bir patikada yol almak demektir.
Ve tabii, her zaman karma da vardır!


