Bilim Adamları kolayca gübrelenebilir plastik tatlı yapıyor.
Daha fazlası için : http://www.greenpacks.org/2010/02/19/scientists-make-plastic-sweet-easily-compostable/#ixzz0ge7×6W2d
Bilim Adamları kolayca gübrelenebilir plastik tatlı yapıyor.
Daha fazlası için : http://www.greenpacks.org/2010/02/19/scientists-make-plastic-sweet-easily-compostable/#ixzz0ge7×6W2d
Bu sene çocuklarda D vitaminin önemini ve çoğu çocuğun sağlıklı olmak için gerekli miktarı alamadıklarını öğrendik.
Fakat D vitamini eksikliklerinin kalp hastalıkları, kanser, yüksek tansiyon, depresyon ve ölüm oranlarındaki artışla alakalı olduğunu biliyor muydunuz?
Webmd.com’a göre:
“‘Araştırmacı Erin Michos, bir gazetedeki haberde, “Sonuçlarımız çok daha net gösteriyor ki genel sağlıkları hakkında endişe duyan tüm erkek ve kadınlar kanlarındaki D vitamini oranlarını yakından takip ettirmelidir ve yeterli olduğundan emin olmalıdır”. Michos, John Hopkins Üniversitesi Tıp Okulunda ve okulun Kalp ve Damak Enstitüsü’nde yardımcı profesör.
İnsan D Vitamini oranını yükseltmek için direk güneş ışığına çıkmalı, vitaminler almalı veya süt, somon, morina balığının karaciğer yağı, uskumru, zeytinyağlı ton veya sardunya balığı, yumurta sarısı ve buzağı veya sığır karaciğeri gibi D vitamini içeriği zengin gıdalarla beslenmelidir.
Tabii ki vitamin kaynağı kullanabilirsiniz veya çocuğunuzun multivitamininde D vitaminin çok olduğundan emin olmalısınız.
Dünya Saati ( Earth Hour) nedir?
Dünya Saati (Earth Hour) hareketi ilk kez Mart 2007’de WWF- Avusturalya’nın önderliğinde Sidney kentinde başladı ve 2008 yılında küresel bir kampanyaya dönüştü. 28 Mart 2009 günü; dünya çapında milyonlarca insan, küresel iklim değişikliği üzerinde basit bir hareketle fark yaratılabileceğini sembolik ve görsel bir mesajla duyurmak için bir saat boyunca ışıklarını kapadı. Toplamda 88 ülkede 4.000 şehir ışıklarını kapatarak kampanyaya destek verdi.
Kampanya kapsamında 1 saat boyunca ışıkları kapatılan ve ülkelerinin semboli olan binalar arasında Avusturalya’da Sdyney Opera binası, Çin’de Kuş Yuvası Stdayumu, Mısır’da Gize piramitleri, Fransa’da Eyfel Kulesi ve Amerika’da Empire State binasıdır.
Dünya Saati 2009′a Türkiye’den binlerce kişi ve 50 şirket destek verdi.
Dünya Saati 2010
27 Mart 2010 Cumartesi günü 20:30-21:30 saatleri arasında gerçekleştirilecek olan Dünya Saati kampanyası bu sene 100′den fazla ülkede 1 milyar insana ulaşmayı hedefliyor.
Bireylerin, şirketlerin, belediyelerin, devlet kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının bir araya geleceği kampanya kapsamında bu sene Boğaziçi Köprüsünün güvenlik harici aydınlatmaları bir saatliğine kapanacak…
Siz de bireysel katılım yapacaksanız burdaki formu doldurup (http://www.wwf.org.tr/wwf_earth_hour_kisisel.php) haber verebilirsiniz..
Daha fazla bilgi için.
https://www.myearthhour.org/home
Ana sayfası : http://www.earthhour.org/Homepage.aspx
Yahoo’daki kısa bir yazıdan öğrendiğime göre, Journal of Allergy and Immunology’den araştırmacılar fıstıklarla erken tanışmanın fıstık alerjilerini önleyebileceğini belirtmiş.
Fıstık alerjilerinin reaksiyonlarını artırmamak için, çoğu ebeveyne 3 yaşına kadar fıstıkla tanıştırılmaması söylenir. Bu araştırmaya göre sanırım bu tamamen ters etki gösterebiliyor. Bence tabii ki, bu alanda daha fazla çalışma yapılmalı.
British Airways çok yakında kentsel atıkdan sağlanan yakıt kullanmaya başlayacak. British Airways’in Amerikan tabanlı biyoyakıt şirketi Solena Group’la imzaladığı bir anlaşmaya göre, 2014′e kadar havayollarının ihtiyacı olan jet yakıtının bir kısmı şehir atıklarından karşılanacak. Büyük ihtimal ile Londra’da kurulacak olan işletme yıllık 500,000 ton atık kullanarak 16 milyon galon ekolojik jet yakıtı üretecek.
Yeni ve ekoloji dostu jet yakıtının, sera emisyonlarını konsansiyonel jet yakıtına göre azaltması bekleniyor, ve görünen o ki büyük miktarda şehir atığından da kurtaracak. Londra çoğunluğu gıdadan olmak üzere yaklaşık 3 milyon yon organik atık çıkarmaktaymış. Şehir atığı şehir çöplüklerinde ve çöp yığınlarına bırakılırsa metan gazı üretiyor. Bu proje aynısını jetleri çalıştırmak için sıvı yakıta dönüştürmeyi hedefliyor.
Anlaşmaya göre, elde edilen biyoyakıtın hacmi British Airways’in Heathrow Havaalanında kullandığının sadece %2’si olacak. Bunun yanında havayolları 2050 ile birlikte bu hacmi %10′a çıkarmayı planlıyorlar.
Son zamanlarda işlenmiş gıda ile ilgili çok konuşma oldu. Şimdi bize tam, işlenmemiş ve hatta çiğ yiyeceklerin bizi daha mutlu, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü yapacağı söyleniyor peki işlenmemiş gıdalar bizi daha iyi görünümlü yapabilir mi? Eski bir söze geri dönersek… ne yerseniz osunuz. Eğer işlenmiş çöp yerseniz cildiniz için bu ne demek? Korkutucu değil mi ?
Daha genç görünmek istiyorsanız bazı aşamalar varken, en önemlisi sağlıklı güzel bir cilte sahip olmak için çalışmak. İşlenmiş gıdaların cilt üzerinde zararlı etkileri olabilir, yani eğer daha genç ve sağlıklı görünmek istiyorsanız bunları diyetinizden çıkartın.
Besinler pişirildiğinde ve işlendiğinde, elzem besin değerlerini yitirirler. İşlenmiş gıda yediğinizde, vücudunuzun verimli çalışması için gerekli besinleri almazsınız. Bu sizi daha az sağlıklı yapar ve cildinizde kendini gösterir. Cildiniz düzgün beslenemezse, yeteri kadar güzel görünmez. Ayrıca akne ve kötü görünümlü enfeksiyonlara da daha açık olursunuz.
Çiğ gıda diyetini savunan insanlar, gıdanızı pişirmenin çok fazla işlem olduğuna inanıyor. Çiğ gıdalar, yediklerinizi daha verimli sindirmenize ve vücudunuzun çalışmasını ve tüm sağlığınızı geliştirecek canlı, aktif enzimler içerir. Ve unutmayın ne kadar sağlıklı olursanız, cildiniz de o kadar sağlıklı olur. Çiğ gıda alımını, pişmiş gıdadan daha fazla artıran insanlar ciltlerinde pozitif bir değişiklik görürler. Çiğ gıda kırışıklıkları, yaş çizgilerini, gözaltı torbalarını ve hatta akneyi azaltmaya yardımcı olurken, cildinizi güzel ve ışıldar bırakır.
Biliyoruz ki yorgunken yıpranmış görünürüz, cildimiz donuktur ve bezgin bir görüntümüz vardır. Çiğ, taze meyve ve sebzelerden yiyerek uygun sindirim enzimlerinden almak sindirimi hızlandırarak bize besinlerden kullanabileceğimiz daha fazla enerji verir. Daha fazla enerjimiz olduğunda, daha az yorgun görünür ve daha az yorgun hissederiz.
Daha önce gıdanın işlenerek neler kaybettiğini anlatmıştım, ve bu konudaki önemli olan başka birşey ise işlenme sırasında gıdaya ne eklendiğidir. Birçok firma sizi sağlıklı tutmayı umusramıyorular; ürünlerini satmayla ilgileniyorlar. Gıdayı taze tutmak için, rengini ve dokusunu değiştirmek için hatta yedikten veya içtikten sonra sizi daha susuz veya aç kılmak için kimyasallar ekliyorlar. Bu kimyasallar vücudunuza toksik olabilir. Hücrelerinizde büyüyüp hücrelerinizin düzgün çalışmamasını veya sizin daha sağlıksız olmanızı sağlarlar. Bunun yanında eğer akne veya başka cilt sorunlarınız varsa, sivilceleriniz bu kimyasallara karşı bir allerjik reaksiyon olabilir.
İyi görünmek için, cildinizin sağlıklı görünmesi gerek. Bu uygun beslenme ve daha az toksin demek oluyor. Bu da taze ve işlenmemiş gıdaların çoğunlukta olduğu sağlıklı bir diyetle mümkün olabilir. Yani alışveriş yaparken mümkün olduğunca işlenmiş gıdadan uzak durup taze doğal gıdalardan almaya dikkat edin.. cildiniz size teşekkür edecektir.
Eko Savaşçılar kaç taneniz bu hafta Olimpiyatları izliyor?
Ben açılıştan beri müptelasıyım.
Ve tabii ki, her akşam Tv’ye dönüp o günkü yarışmalarda neler olmuş bakıyorum.
Tv-izlemelerimde öğrendiğim birşey de 2010 Kış Olimpiyatlarının ne kadar çevreci olmaya çalıştığı. Olimpiyatlar, bir jeografik alanda birleşen çok sayıda insanla ve kısa zamanda çok kaynak tüketerek, doğal olarak israf edici bir organizasyondur fakat Vancouver planlama komitesi Kış Oyunlarının karbon ayakizini azaltmak için yollar aramış. Bu tabii farklı toplanma yerlerinde yapılan yüksek sayıda geri dönüşüm ve kompost kutularından daha ötedir.
Mesela biliyor muydunuz?, madalyalar geri dönüşüm olabilen materyaller içeriyor. Gerçekten. Her madalya küçük bir miktar tüketici elektronik atıklarından içeriyor – mesela eski Tv veya bilgisayarlardan çıkan – ki bu miktar böyle kullanılmasa çöp sahasına gidecek. Ne kadar süper değil mi?
Fakat bu Vancouver Olimpiyatlarının nasıl çevreci olduğunun sadece bir örneği. İşte başka bazıları:
Eğer dünyanın en süper atletlerini kayak, paten, snowboard yaparken görmek ve daha çoğu sizi karlara kendinizi atma konusunda heyecanlandırdıysa, 10 eko-dostu kayak merkezi ile ilgili şu yazıya gözatabilirsiniz.
İsrail’li firma Exotech Biyo Çözümler, bitkileri daha da çevre dostu yapacak bir yöntem geliştirmiş. Daha spesifik olmak gerekirse, bitkilerin %80 daha az su istediği. Firma, bitkilerin daha az su ile büyümesine yarayan doğal- türetilmiş süper emici polimerler (SAPs) geliştirmiş ve bu polimerlerin doğal materyallerden türetilmiş su bazlı bir teknoloji ile üretilmiş olmasına dayanarak, çoğu petrolün akrilik yan ürünleri olarak yaratılmış diğer polimerlerden çok daha iyidir.Volcani Enstitüsü şu anda bu polimerleri test ediyor. Polimer rezervuarları toprak altında yatıyor ve ihtiyacı olabilecek su miktarını bitki kökleri ile konvansiyonel sistemlerden daha verimli bir şekilde sağlıyor. Artırılmış verimlilik suda yaklaşık %80 tasarrufa yol açıyor. Zamanla, polimer ürünler için bir gübre olan amonyaka indirgeniyor. Araştırmacılar bir kaç döngüden sonra kimyasal gübrelere ihtiyaç kalmayacağını söylüyor.
Daha çok bilgi için:
http://www.greenpacks.org/2010/02/23/exotech-develops-a-way-to-make-plants-require-80-less-water/#ixzz0ge8FyquT
İşte Gerçekler
Ama eğer sigara içiyorsanız, bu bebeğinizin içtiğiniz sigaradaki kimyasalları sizinle paylaştığı anlamına geliyor. Aynı zamanda başka insanların içtiği sigaranın dumanı ile – pasif içicilikle – de bebeğiniz etkileniyor.
Kimyasalların, rahminizdeki bebeğinize nasıl ulaştığını bilmek isterseniz okuyun.