Monthly Archives: March 2010

Şekerden Plastik

sugarplasticBilim Adamları kolayca gübrelenebilir plastik tatlı yapıyor.

Plastikler her çevre hikayesinde ki şeytani kötü adamdır. Fosil yakıtlarından yapılmışlardır, yüzyıllarca çözünmeyi reddederler ve modern yaşam her yıl yeni plastik dağları yaratılmasını garantilemektedir. Her yıl yaklaşık 150 milyon ton plastik üretilmekte ve bunun %99′u fosil yakıtlarından olmaktadır.  PLA gibi bitki bazlı plastikler de var, ve mısırdan yapılmasına rağmen çeşitli aşamalarında hala fosil yakıtlarına ihtiyaç var ve kolayca çözünmüyor. Londra Imperial Kolej’deki bilim adamları bu atık maddeyi biraz daha tatlı yapmayı başarmış. Araştırmacılar şekerden plastik yaratmanın bir yolunu bulmuş. Veya daha spesifik olursak, çim ve ağaçlardaki glukozdan çıkan polimeri kullanarak diyebiliriz. Araştırmacılar, plastik kaynağının hızlı büyüyen gıda-olmayan ürünler olduğunu ve büyük miktarda plastik üretmek için küçük bir alana ihtiyaç olmadığını söylüyor. Aynı zamanda, süreç daha az enerji istiyor ve plastik birkaç ayda çözünüyor. Yeni plastik bugünden itibaren 5 sene içinde markete hazır olacaktır.

Daha fazlası için : http://www.greenpacks.org/2010/02/19/scientists-make-plastic-sweet-easily-compostable/#ixzz0ge7×6W2d

D Vitamini düşündüğümüzden daha önemli

d vitaminiBu sene çocuklarda D vitaminin önemini ve çoğu çocuğun sağlıklı olmak için gerekli miktarı alamadıklarını öğrendik.

Fakat D vitamini eksikliklerinin kalp hastalıkları, kanser, yüksek tansiyon, depresyon ve ölüm oranlarındaki artışla alakalı olduğunu biliyor muydunuz?

Webmd.com’a göre:

“‘Araştırmacı Erin Michos, bir gazetedeki haberde, “Sonuçlarımız çok daha net gösteriyor ki genel sağlıkları hakkında endişe duyan tüm erkek ve kadınlar kanlarındaki D vitamini oranlarını yakından takip ettirmelidir ve yeterli olduğundan emin olmalıdır”. Michos, John Hopkins Üniversitesi Tıp Okulunda ve okulun Kalp ve Damak Enstitüsü’nde yardımcı profesör.

İnsan D Vitamini oranını yükseltmek için direk güneş ışığına çıkmalı, vitaminler almalı veya süt, somon, morina balığının karaciğer yağı, uskumru, zeytinyağlı ton veya sardunya balığı, yumurta sarısı ve buzağı veya sığır karaciğeri gibi D vitamini içeriği zengin gıdalarla beslenmelidir.

Tabii ki vitamin kaynağı kullanabilirsiniz veya çocuğunuzun multivitamininde D vitaminin çok olduğundan emin olmalısınız.

27 Mart – Dünya Saati

earth_hour_logo_16321Dünya Saati ( Earth Hour) nedir?

Dünya Saati (Earth Hour) hareketi ilk kez Mart 2007’de WWF- Avusturalya’nın önderliğinde Sidney kentinde başladı ve 2008 yılında küresel bir kampanyaya dönüştü. 28 Mart 2009 günü; dünya çapında milyonlarca insan, küresel iklim değişikliği üzerinde basit bir hareketle fark yaratılabileceğini sembolik ve görsel bir mesajla duyurmak için bir saat boyunca ışıklarını kapadı. Toplamda 88 ülkede 4.000 şehir ışıklarını kapatarak kampanyaya destek verdi.

Kampanya kapsamında 1 saat boyunca ışıkları kapatılan ve ülkelerinin semboli olan binalar arasında Avusturalya’da Sdyney Opera binası, Çin’de Kuş Yuvası Stdayumu, Mısır’da Gize piramitleri, Fransa’da Eyfel Kulesi ve Amerika’da Empire State binasıdır.

Dünya Saati 2009′a Türkiye’den binlerce kişi ve 50 şirket destek verdi.

Dünya Saati 2010

27 Mart 2010 Cumartesi günü 20:30-21:30 saatleri arasında gerçekleştirilecek olan Dünya Saati kampanyası bu sene 100′den fazla ülkede 1 milyar insana ulaşmayı hedefliyor.

Bireylerin, şirketlerin, belediyelerin, devlet kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının bir araya geleceği kampanya kapsamında bu sene Boğaziçi Köprüsünün güvenlik harici aydınlatmaları bir saatliğine kapanacak…

Siz de bireysel katılım yapacaksanız burdaki formu doldurup (http://www.wwf.org.tr/wwf_earth_hour_kisisel.php) haber verebilirsiniz..

Daha fazla bilgi için.

http://earthhourkids.org/

https://www.myearthhour.org/home

Ana sayfası : http://www.earthhour.org/Homepage.aspx

Fıstık Alerjisi

Yahoo’daki kısa bir yazıdan öğrendiğime göre, Journal of Allergy and Immunology’den araştırmacılar fıstıklarla erken tanışmanın fıstık alerjilerini önleyebileceğini belirtmiş.

Fıstık alerjilerinin reaksiyonlarını artırmamak için, çoğu ebeveyne 3 yaşına kadar fıstıkla tanıştırılmaması söylenir. Bu araştırmaya göre sanırım bu tamamen ters etki gösterebiliyor. Bence tabii ki, bu alanda daha fazla çalışma yapılmalı.

British Airways Yakıt için Şehir Atığına Döndü.

K64245_lgBritish Airways çok yakında kentsel atıkdan sağlanan yakıt kullanmaya başlayacak. British Airways’in Amerikan tabanlı biyoyakıt şirketi Solena Group’la imzaladığı bir anlaşmaya göre, 2014′e kadar havayollarının ihtiyacı olan jet yakıtının bir kısmı şehir atıklarından karşılanacak. Büyük ihtimal ile Londra’da kurulacak olan işletme yıllık 500,000 ton atık kullanarak 16 milyon galon ekolojik jet yakıtı üretecek.

Yeni ve ekoloji dostu jet yakıtının, sera emisyonlarını konsansiyonel jet yakıtına göre azaltması bekleniyor, ve görünen o ki büyük miktarda şehir atığından da kurtaracak. Londra çoğunluğu gıdadan olmak üzere yaklaşık 3 milyon yon organik atık çıkarmaktaymış. Şehir atığı şehir çöplüklerinde ve çöp yığınlarına bırakılırsa metan gazı üretiyor. Bu proje aynısını jetleri çalıştırmak için sıvı yakıta dönüştürmeyi hedefliyor.

Anlaşmaya göre, elde edilen biyoyakıtın hacmi British Airways’in Heathrow Havaalanında kullandığının sadece %2’si olacak. Bunun yanında havayolları 2050 ile birlikte bu hacmi %10′a çıkarmayı planlıyorlar.

İşlenmiş Gıdalar Cildiniz İçin İyi değil

healthy_skin_foodSon zamanlarda işlenmiş gıda ile ilgili çok konuşma oldu. Şimdi bize tam, işlenmemiş ve hatta çiğ yiyeceklerin bizi daha mutlu, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü yapacağı söyleniyor peki işlenmemiş gıdalar bizi daha iyi görünümlü yapabilir mi? Eski bir söze geri dönersek… ne yerseniz osunuz. Eğer işlenmiş çöp yerseniz cildiniz için bu ne demek? Korkutucu değil mi ?

Daha genç görünmek istiyorsanız bazı aşamalar varken, en önemlisi sağlıklı güzel bir cilte sahip olmak için çalışmak.  İşlenmiş gıdaların cilt üzerinde zararlı etkileri olabilir, yani eğer daha genç ve sağlıklı görünmek istiyorsanız bunları diyetinizden çıkartın.

Besinler pişirildiğinde ve işlendiğinde, elzem besin değerlerini yitirirler. İşlenmiş gıda yediğinizde, vücudunuzun verimli çalışması için gerekli besinleri almazsınız. Bu sizi daha az sağlıklı yapar ve cildinizde kendini gösterir. Cildiniz düzgün beslenemezse, yeteri kadar güzel görünmez. Ayrıca akne ve kötü görünümlü enfeksiyonlara da daha açık olursunuz.

Çiğ gıda diyetini savunan insanlar, gıdanızı pişirmenin çok fazla işlem olduğuna inanıyor. Çiğ gıdalar, yediklerinizi daha verimli sindirmenize ve vücudunuzun çalışmasını ve tüm sağlığınızı geliştirecek canlı, aktif enzimler içerir. Ve unutmayın ne kadar sağlıklı olursanız, cildiniz de o kadar sağlıklı olur. Çiğ gıda alımını, pişmiş gıdadan daha fazla artıran insanlar ciltlerinde pozitif bir değişiklik görürler. Çiğ gıda kırışıklıkları, yaş çizgilerini, gözaltı torbalarını ve hatta akneyi azaltmaya yardımcı olurken, cildinizi güzel ve ışıldar bırakır.

Biliyoruz ki yorgunken yıpranmış görünürüz, cildimiz  donuktur ve bezgin bir görüntümüz vardır. Çiğ, taze meyve ve sebzelerden yiyerek uygun sindirim enzimlerinden almak sindirimi hızlandırarak bize besinlerden kullanabileceğimiz daha fazla enerji verir.  Daha fazla enerjimiz olduğunda, daha az yorgun görünür ve daha az yorgun hissederiz.

Daha önce gıdanın işlenerek neler kaybettiğini anlatmıştım, ve bu konudaki önemli olan başka birşey ise işlenme sırasında gıdaya ne eklendiğidir. Birçok firma sizi sağlıklı tutmayı umusramıyorular; ürünlerini satmayla ilgileniyorlar. Gıdayı taze tutmak için, rengini ve dokusunu değiştirmek için hatta yedikten veya içtikten sonra sizi daha susuz veya aç kılmak için kimyasallar ekliyorlar. Bu kimyasallar vücudunuza toksik olabilir. Hücrelerinizde büyüyüp hücrelerinizin düzgün çalışmamasını veya sizin daha sağlıksız olmanızı sağlarlar. Bunun yanında eğer akne veya başka cilt sorunlarınız varsa, sivilceleriniz bu kimyasallara karşı bir allerjik reaksiyon olabilir.

İyi görünmek için, cildinizin sağlıklı görünmesi gerek. Bu uygun beslenme ve daha az toksin demek oluyor. Bu da taze ve işlenmemiş gıdaların çoğunlukta olduğu sağlıklı bir diyetle mümkün olabilir. Yani alışveriş yaparken mümkün olduğunca işlenmiş gıdadan uzak durup taze doğal gıdalardan almaya dikkat edin.. cildiniz size teşekkür edecektir.

Olimpiyatlar

Eko Savaşçılar kaç taneniz bu hafta Olimpiyatları izliyor?

Ben açılıştan beri müptelasıyım.

Ve tabii ki, her akşam Tv’ye dönüp o günkü yarışmalarda neler olmuş bakıyorum.

Tv-izlemelerimde öğrendiğim birşey de 2010 Kış Olimpiyatlarının ne kadar çevreci olmaya çalıştığı. Olimpiyatlar, bir jeografik alanda birleşen çok sayıda insanla ve kısa zamanda çok kaynak tüketerek, doğal olarak israf edici bir organizasyondur fakat Vancouver planlama komitesi Kış Oyunlarının karbon ayakizini azaltmak için yollar aramış. Bu tabii farklı toplanma yerlerinde yapılan yüksek sayıda geri dönüşüm ve kompost kutularından daha ötedir.

Mesela biliyor muydunuz?, madalyalar geri dönüşüm olabilen materyaller içeriyor. Gerçekten. Her madalya küçük bir miktar tüketici elektronik atıklarından içeriyor – mesela eski Tv veya bilgisayarlardan çıkan – ki bu miktar böyle kullanılmasa çöp sahasına gidecek. Ne kadar süper değil mi?

Fakat bu Vancouver Olimpiyatlarının nasıl çevreci olduğunun sadece bir örneği. İşte başka bazıları:

  • Olimpik Köy’deki birçok bina LEED sertifikası almış, artı birçok buluşma mekanının karbon ayakizleri azaltılmış (benzer başka buluşma yerlerine kıyasla).
  • Oyunları ve o kadar çok insanı misafir etmek için altyapıyı planlarken, Vancouver Olimpiyat Komitesi atık ısıyı, yakalanan yağmur suyunu ve atık ahşapları yeniden kullanan sistemler inşaa etmiş. 
  • Oyunlar arasında seyahat için, gaz kullananlar yerine hidrojenle çalışan otobüs filoları mevcut. Aynı zamanda oyunlarda boşa çalışma kuralı da yok.

Eğer dünyanın en süper atletlerini kayak, paten, snowboard yaparken görmek ve daha çoğu sizi karlara kendinizi atma konusunda heyecanlandırdıysa, 10 eko-dostu kayak merkezi ile ilgili şu yazıya gözatabilirsiniz.

Bitkilere Daha Az Su!

Exotech, bitkilerin %80 daha az su istediği bir yöntem buldu

İsrail’li firma Exotech Biyo Çözümler, bitkileri daha da çevre dostu yapacak bir yöntem geliştirmiş. Daha spesifik olmak gerekirse, bitkilerin %80 daha az su istediği. Firma, bitkilerin daha az su ile büyümesine yarayan doğal- türetilmiş süper emici polimerler (SAPs) geliştirmiş ve bu polimerlerin doğal materyallerden türetilmiş su bazlı bir teknoloji ile üretilmiş olmasına dayanarak, çoğu petrolün akrilik yan ürünleri olarak yaratılmış diğer polimerlerden çok daha iyidir.Volcani Enstitüsü şu anda bu polimerleri test ediyor. Polimer rezervuarları toprak altında yatıyor ve ihtiyacı olabilecek su miktarını bitki kökleri ile konvansiyonel sistemlerden daha verimli bir şekilde sağlıyor. Artırılmış verimlilik suda yaklaşık %80 tasarrufa yol açıyor. Zamanla, polimer ürünler için bir gübre olan amonyaka indirgeniyor. Araştırmacılar bir kaç döngüden sonra kimyasal gübrelere ihtiyaç kalmayacağını söylüyor.

Daha çok bilgi için:
http://www.greenpacks.org/2010/02/23/exotech-develops-a-way-to-make-plants-require-80-less-water/#ixzz0ge8FyquT

Hamilelik ve Sigara

smokeİşte Gerçekler

Hamilesiniz. Tebrikler!

Ama eğer sigara içiyorsanız, bu bebeğinizin içtiğiniz sigaradaki kimyasalları sizinle paylaştığı anlamına geliyor. Aynı zamanda başka insanların içtiği sigaranın dumanı ile – pasif içicilikle – de bebeğiniz etkileniyor.

Kimyasalların, rahminizdeki bebeğinize nasıl ulaştığını bilmek isterseniz okuyun.

Akciğerler

  • Sigara içtiğinizde veya başka insanların sigarasını nefesinize çektiğinizde, sigara ciğerlerinize gidiyor.
  • Sigaradaki karbon monoksid gibi kimyasallar daha sonra kan akışınız tarafından emiliyor.
  • Kanınızdaki bir miktar oksijen karbonmonoksidle yer değiştiriyor.
  • Bu  demek oluyor ki bebeğinize giden oksijen kısıtlanıyor.

Kalp

  • Sigara içtiğinizde, sigaradan yaklaşık 4000′in üzerinde kimyasal soluyorsunuz. Bunlardan birisi kan dolaşımınıza karışan karbonmonoksid.
  • Bu bebeğinizin sağlıklı gelişimi ve büyümesi için gerekli oksijeni kısıtlıyor, ve oksijen kaynakları kısıtlandığı için, küçük kalpleri her sigara içtiğinizde daha zor atmak zorunda kalıyor.
Gelişim
  • Hamile bir kadın sigara içtiğinde, kanındaki bir kısım oksijen karbonmonoksid ile yer değiştiriyor ve bebeğin oksijen kaynağını azaltarak bebeğin büyümesini etkileyebiliyor.
  • Plasenta toksinleri geçirdiğinden, sigara içenlerin bebeklerine sigara dumanı direk gidiyor ve sigara içenlerin bebeklerinde daha çok prematüre ve düşük doğum ağırlıklı doğma riski oluyor.

Plasenta

  • Ortalamada, sigara içenlerin hamilelik ve doğum sırasında daha fazla komplikasyon riski oluyor. Bu risklerin içinde kanama ve plasenta ayrılması da yer alıyor.
  • Hamileliğinin ilk 3 ayında sigara içmeyi bırakan kadınlar devam edenlere oranla daha az plasenta ayrılması veya plasenta previa riski taşımaktadır.
  • Sigara içenler 5 kat daha fazla ölümcül riski olan gebelik zehirlenmesi riski taşımaktadır.

Doğum sırasında

  • Sigara içmek daha yüksek oranda düşük ve ölü doğum riski taşımaktadır.
  • Bebeğiniz daha yüksek bir ihtimal prematüre ve düşük doğum ağırlıklı doğacaktır.
Doğumdan sonra
  • Bebeğinizi sıcak tutmakla ilgili ekstra problemler yaşayacaksınız. Ayrıca bebeğiniz doğum sırasında ve sonrasında enfeksiyonlara daha açık olacaktır.
  • Bebeğiniz daha çok ağlayabilir ve sakinleştirmesi daha zordur.

Çocuğunuzun büyüdüğünde sigara içme olasılığı 3 kat fazla olacaktır.

Kulaklar
  • Çocuğunuz; çocuklukta orta kulak iltihabı gibi iltihapları geçirme olasılığı çok daha yüksektir.
Akciğerler
  • Hamilelikte sigara içilmesi küçük çocuklardaki astım ve diğer göğüs enfeksiyonları riskini artırmaktadır.
  • Çocuğunuzun sigara içme olasılığı daha yüksektir.

Unicef

Doğal bir afette çocuklar her zaman en savunmasız popülasyondur. Dünyanın her yerindeki çocuklara veya Haiti’deki çocuklara yardım etmek isterseniz UNİCEF”e burdan ulaşıp, ufak da olsa bağışda bulunabilirsiniz.