Category Archives: Bilim

Arılara Neden İhtiyacımız Var

beeBu hafta arılarımızın yüzyüze geldiği problemlerle ilgili iki tane yazı okudum. Kovanlar ölüyor ve arılar yokoluyor ve bu bir çok insanı çok endişelendiriyor. Genel olarak ekosistemler birbirine dayanan içten bağlı hayat formlarının kompleks bir serisidir. Bir hayat döngüsüdür ve döngü kırıldığında .. tüm diğer parçalar için sorun demektir. Ekosistemler bir denge içinde varolurlar ve eğer bir öğesi etkilenirse tüm sistem dalgalanır.

Arılar, sağlıklı bir ekosistemin bir tamamlayıcı bir parçasıdır. Sadece yararlı değillerdir… Arılara İHTİYACIMIZ var! Arı yok demek tozlaşma yok demek, ki bu da bazı çiçek türlerinin yok olması demek ki bu da bazı hayvan türlerinin yokolması demek. Bir yerde Amerikan ekinlerinin 1/3′ünün arılar tarafından tozlaştırıldığını okumuştum yani hatta büyük miktarda insanlar da arıların yokolmasından etkilenecekler.

Bir dahaki sefere bir arıdan rahatsız olduğunuzda aşağıdakilerden birini düşünebilirsiniz.

1. Tozlaşma

Arıların tozlaşma çabaları geniş bir yabani çiçek çeşitliliğinden ve onlara bağlı olan bir çok üründen sorumludur. Aslında, arıların çiçeklenen ekinlerden ve çiçeklerden tozlaşması olmadan, genel olarak çok çok daha az gıda ve çeşitlilik olacaktır. Eğer arılar yabanda tozlaşma yapmazsa, bazı sebzeler tükenir ve yerini işgal edici problemli türlere bırakır. Yokolan türleri yiyen hayvanlar sonra ölür, bu da etçil hayvanların otçul hayvanları yemesi ile devam eder. VE bundan anlaşılacağı üzere hepsi birbirine bağlıdır. Zincirden bir halkayı çıkarıp fonksiyonuna devam etmesini bekleyemezsiniz.

İnsan gıdası da arılara dayanmktadır. Elmalar, armutlar, salatalıklar, kirazlar ve diğer çiçek ve meyve veren ekinler arıların çiçekleri tohumlamasına böylece meyvenin büyümesine dayanmaktadır. Bir arı bir çiçekden nektar aldığında, polenle kaplanır. Arı sonra bu poleni başka bir çiçeğe taşır, onu tohumlar ve çiçeğin meyveye büyümesine sebep olur. Tozlaşma olmazs, bir çok çiçeklenen ekin meyve vermeyecek veya çok az verebilecektir.

2. Arı Ürünleri

İnsan sağlığı arı ürünlerinin varlığı ile çokça iyileşmektedir. İşte insanların yarar sağlayabileceği arıların sunduğu önemli ürünler.

* Bal – Bal sadece başka bir tatlı değildir. Ham, yani kovandan kavanoza minimum proses görmüş işlenmemiş bal bir çok sağlık faydasına sahiptir. Fosfos, demir, A, B-kompleks, C, D, E ve K gibi çok çeşitli vitaminler içerir. Bitki bilimci Stephen Buhner’a göre bal, 75 çeşit farklı bileşiğe sahiptir.

Bir kaşık işlenmemiş bal mükemmel bir öksürük şurubudur ve ev yapımı medikal şuruplar gibi kullanılabilir. İşlenmemiş bal, ağır yanıklar için harika bir tedavidir ve balın antibiyotik özellikleri ülser ve ameliyat enfeksiyonları açısından çok fayda ssağlamıştır. ional antibiotics in the treatment of ulcers and surgical infections. Honey has even been touted as an excellent treatment for allergies.

* Balmumu – Bu doğal ve güzel ürün mum, dudak nemlendiricisi, kozmetikler, boya kalemleri, nemlendiriciler ve diğer bazı eşyaların yapımında kullanılır.

Bazı vejeteryanlar arı ürünlerinden faydalanmamamız gerektiğini söylüyor ve bazı alanlarda haklılar. Fakat bence kovanlarına iyi sahip çıkan ve işlenmemiş bal yapımını sürdüren arıcıları desteklemeliyiz. Eğer onlara destek olunmazsa, insanlar balı çiftlik endüstrisinden elde etmeye başlayacaklar ki  bu da kullanması çok daha az etik olacak. Etik arıcıları himaye etme onlara yaptıkları işi devam ettirmek için bir neden verecektir. Arılara zarar vermeden dış etkenleri değiştirmekle bile arılar yokolma tehdidi altında öyleyse onları koruyanları desteklemeliyiz.

Bir arı ekosistemin önemli bir parçasıdır, ve ekosistemin bir parçası olarak biz insanlar, arıların yaptıklarından çok fayda sağlamaktayız. Yerel arıcılarla konuşup, neler yapabileceğimizi bilmek, arı popülasyonun devamına yardım edenleri himaye etmek, arılara zarar vericek kimyasalları kullanmayı durdurmak ve bulunduğumuz bölgede çok tehlikeli olduğunu düşündüğümüz bir arı kovanı varsa ilgililere haber yapabileceğimiz en akıllıca işlerdir. Bu küçük canlılarla ilgili hepimizin biraz daha fazla düşünmeye ve nesilleri tükenmesin diye ne yapbileceğimizi veya neyi yapmmamız gerektiğini bilmeye hepimizin ihtiyacı var.

Sizce arıları korumak adına nasıl daha fazla proaktif olabiliriz.

Beyin Çalıştırıcı oyunlar IQ’yu yükseltmiyor.

brainBir araştırma üzerine online yayınlanan Nature dergisinde yayınlanan bir yazıya göre, beyninizi çalıştırmak için tasarlanmış bilgisayar oyunları ve web sayfaları muhtemelen sizi daha akıllı yapmayacaktır.

18-60 yaş arası 11.000′den fazla insan üzerinde yapılan araştırmada beyin çalıştırmanın sepsifik görevlerde insanları daha başarılı yapmaya yardım ederken, hafızayı güçlendirmediği veya  daha zeki yapmadığı ortaya çıktı.

6 haftalık eğitimden sonra “insanlar hala genel bir etki görmüyorlardı” diyor araştırmanın yazarı ve araştırmacı Jessica Grahn.

Grahn diyor ki; “6 hafta boyunca Internet’te takılan grupla, beyin çalıştırn grup arasında hiç fark yoktu.

Araştırma, birçok beyin çalıştırıcı oyun ve web sayfasının gerçekten bir fark yaratıp yaratmadığına dair ilk teşebbüstü. Nintendo’nun Brain Age’i gibi oyunlar 10′larca milyon kopya satıldı ve yapımcılarına yüzlerce milyon gelir kazandırdı. Çoğu eğlence için satılıyor ve zihin fonksiyonlarını geliştirici bir etkisi olduğuna dair bir iddiaları yok.

Grahn diyor ki, oyunları ve programları test etme fikri bir BBC televizyon programından gelmiş ve ekliyor “Bize yaklaştılar ve bize bunu test etmenin bilimsel bir yolunu geliştirmemize yardım eder misiniz? dediler”.

Hafıza ve Muhakeme Gelişmedi

Sonunda Grahn ve bir araştırmacı takım hemen herkese açık bir beyin çalıştırıcı web sayfası ile işe başladı.

Katılanların hepsi IQ ve hafıza ölçer standart testlerden yaptılar.

Sonra insanlar gelişigüzel üç gruptan birine atandı: birinci grup ticari beyin çalıştırıcı oyunlardan oynayan grup; ikincisi aratırmacılar tarafından tasarlanan beyin egzersizlerini yapan grup; ve Web’deki gerçekleri takip edecek bir kontrol grubu.

Beyin çalıştırm gruplarındaki insanlar haftada en az 3 kez 10 dakikalarını, havaalanında bir X-Ray tarayıcısını izleyen güvenlikmiş gibi geçirmeleri gerekti. Fikir tarayıcının içindeki çantaları verilen herhangi bir zamanda bilmekti.

6 hafta çalışmadan sonra, Grahn diyor ki, insanlar tarayıcıda kaç tane çanta olduğu gibi görevlerde gerçekten iyi hale geldiler. Fakat genel hafıza ve muhakeme üzerine puanları değişmedi.

“Bu sürpriz değil” diyor, New York Mount Sinai Tıp Merkezi’nde hafıza araştırmacısı Matthew Shapiro.

“Bilgisayarla oynamak veya bilgisayarla test yapmanın yeteneklerinizde sihirsel bir değişim sağlamasını beklememelisiniz” diye de ekliyor.

Çabanın Seviyesi Fark Yaratabilir

Fakat sonucun negatif olabileceğini çünkü insanların beyinlerini çalıştırırken çok fazla çaba göstermediklerini de ekliyor.

“Daha özenli çalışma farklı sonuçlar doğurabilir” diyor.

“Fakat araştırmadaki sonuçlardaki eksiklik, beyin çalıştırıcı programları satın alan insanlar arasında biraz hayal kırıklığına sahip olacaktır.” diyor bir zamanlar Nintendo’yu beyin geliştirici oyunu ile tavsiye eden Güney Kalifornia Üniversitesinden Elizabeth Zelinski.

“Bu çalışmayı yapan insanlar daha akıllı olmak istiyor” diyor ve ekliyor “Daha iyi hatırlamak istiyorlar.”

Zelinski, “Bunu yapmanın kesin bir yolu yok” diyor. “Yani beyinlerini geliştirmek isteyen insanlar kendilerini gerçekten zorlayan ve ödüllendiren birşeyler seçmeliler, ve IQ’larını yükseltmeyi veya Alzheimer’dan korunmayı beklememeliler” diye ekliyor.

“Kişisel olarak ben piyano çalmayı öğreniyorum” diyor.

Anne Sütünde bulunan bir madde 40 Çeşit Kanser Hücresini Öldürüyor

PloS One Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, İsveçli araştırmacılar anne sütünde bulunan bir maddenin kanser hücrelerini öldürmeye yeteneği olduğunu keşfetmişler. HAMLET (Tümör hücrelerine ölümcül olan İnsan Alpa-lactalbumin) olarak bilinen madde yıllar önce keşfedilmiş, fakat insanlar üzerinde çok yakında test edilmiş. Lund Üniversitesinde yürütülen bir denemede, mesane kanserinden çeken hastalar HAMLET’le tedavi edilmişler. Her tedaviden sonra, hastalar idrarlarıyla ölü kanser hücreleri boşaltmış ve sağlıklı hücreler kalmış. En yeni laboratuvar deneyleri göstermiş ki HAMLET’in 40 çeşit kanser hücresini öldürme yeteneği var, fakat bu insanlar üzerinde yapılan ilk test. Bir sonraki aşama maddeyi cilt kanseri ve beyin tümörleri üzerinde denemek. Deneme atılımı, HAMLET’in gelecekte kanser tedavisi için bir ilaç olark kullanılacağına dair umutları yükseltmektedir.

Erkekler daha mı çok evrimleşmiş

chromosome_realErkekler cinslerin içinde daha ilkel olmasıyla suçlanırlar. Fakat yeni bir araştırma, erkeklerin aslında şempanze köklerinden kadınlara göre daha fazla evrimleştiğini göstermiş.
Online Nature dergisinde yayınlanan araştırma, erkeğin Y kromozomu diğer insan genetik kodlarından %2 farklı olarak şempanzeninkinden %30 daha farklıymış. Bu demek oluyor ki erkeği erkek yapan Y kromozomu, diğer insan genetik kodlarından çok daha hızlı evrimleşiyor.
Cambridge’deki prestijli Whitehead Enstitüsü başkanı ve MIT’de bir biyoloji profesorü olan araştırmanın yazarlarından biri David PAge; “Y kromozomu insan kromozomlarının en hızlı evrimleşeni” demiş ve şöyle eklemiş. “Bu gen yeniden yapılanmasının devam eden çalkalanmasıdır. Bu sürekli yeniden yapılan bir ev gibidir.”
Fakat erkeklerin kendi fazla evrimleşmiş sırtlarını oğuştırmadan önce yazar Jennifer Hughes bazı konularda uyarıyor : Sadece cinsiyeti belirleyen Y kromzomu gerektiğinden daha hızlı evrimleşme hızında diye erkeklerin kendileri daha evrimleşmiş demek olmuyor. Araştırmacılar sadece hem insan hem şempanzelerin dişilerinin sahip olmadığı Y kromozomunun ayrıntılı araştırmasını yapmış ve tüm bölümlerin birbirinden tamamen farklı olduğunu görmüş.
Hem erkek hem kadında olan başka kromozomların da daha detaylı araştırılıp acaba başka kromozomlar da Y kromozomu kadar evrimleşiyor mu bakılması gerekmektedir.

Hidrojen Yaratmak İçin Yapay Yaprak

Artificial_LeavesBilim adamları, teknolojilerini geliştirmek için ilham için birkez daha doğaya yöneldiler. Şimdi yaprakların nasıl güneş enerjisini kullanıp, yararlandığını öğrenmeye çalışıyorlar. Bilim adamları, suyu bölüp hidrojen oluşturabilen bir yapay yaprak yapmış. Böyle bir teşebbüsde ilk kez bulunulmuyor. Fakat bu deney fotosentezizi, hidrojen parçalamakla direk görevli molekülleri değiştirmek veya taklit etmektense, yeşil yaprakların ayrıntılı mimarilerini kopyalayarak taklit etmesiyle diğerlerinden farklıdır. Bilim adamları bu metodun carbon emisyonlarını azaltmakda daha verimli olduğunu ve bu teknoloji ile minyatür bir hidrojen fabrikası yaratmanın mümkün olacağını varsayıyor.

Deneyde yapraklar seyreltilmiş hidroklorik asitle işleniyor ve magnezyum atomları yer değiştiriliyor. Kalan bitki materyali 500 °C’de yakılıyor ve sonunda araştırmacılar, bir kristalleşmiş titantum dioksid çerçeve ve yaprakların birçok doğal yapısını elde edebiliyor. Araştırmalarında birçok çeşit örnek kullandıktan sonra, araştırmacılar  yaprakların yüzeyde hücre benzeri lenslere sahip olduklarını bulmuşlar. Bu hücreler ışığı hemen her açıdan yakalayabilmektedir. Bunun dışında, tikaloid benzeri yapılar sadece 10 nanometre ölçülmüştür. Bu, fotosentez prosesi için ek bir yüzey alanı verir. Şimdiki titanyum oksidle karşılaştırıldığında, yapay yapraklar ışığı emmekte çok daha fazla verim göstermiştir.