Category Archives: Sağlık

Süt ürünlerinden kaçının

milkSüt Ürünlerinden Kaçınmanızın Nedenleri

Sütünüz var mı?

Bugünlerde herkesin var gibi görünüyor. Ünlüler, atletler, hatta politikacılar bile beyaz “süt bıyığı” göstermekten gurur duyuyorlar. Sonuçta, herkes sağlıklı olmak için süte ihtiyaç olduğunu biliyor.

Süt ürünleri doğanın mükemmel gıdası – ama sadece bir buzağı iseniz.

Eğer kulağınıza şok edici geldiyse, bu çok az insanın süt ürünleri hakkındaki gerçeği söylemesinden kaynaklanıyor. Aslında, Amerika’da sütü eleştirmek çok yanlış bir fikir.

Araştırma ve ilaç üzerine çalışmalardaki deneyimleri incelediğimizde aslında süt ürünlerinden tamamen uzak kalmamız gerekiyor. Dondurmayı ben de her insan kadar pek seviyorum, ama araştırmayı çok seven biri olarak, ne bildiğimize dürüstçe bakmamız gerekiyor. Bugünün yazısında, size süt ürünlerinin listelenmiş hasta edici etkilerini açıklayıp size süt ürünlerinden kaçınmanız için 6 neden anlatıcam.

Süt Ürünleri Hakkındaki Gerçek

Sütü esgeçmek için bir çok neden var, bunların içinde:

  • Süt kırık riskini azaltmaz. Popüler inancın aksine, süt ürünlerinin çatlak ve kırık riskini azalttığı gösterilememiştir. Aslında Hemşirelerin Sağlık Çalışmasına göre süt ürünleri kırık riskini %50 artırmaktadır.
  • Daha az süt ürünü, daha iyi kemikler. En az süt ürünü ve kalsiyum tüketme yüzdelerine sahip ülkerel (Afrika ve Asya gibi), en düşük osteoporosis yüzdelerine sahipler.
  • Kalsiyum düşünüldüğü kadar kemik koruyucu değil. Kalsiyum ilaçlarının çalışmaları, kırık riskini düşürmesi konusunda herhangi bir kanıt bulamamış. D Vitamininin kırıkları önlemede kalsiyumdan çok daha önemli olduğu görülüyor.
  • Kalsiyum kanser riskini artırabilir. Araştırma gösteriyor ki, kalsiyum ve süt ürünleri almı erkeklerin prostat kanseri riskini %30-50 oranında artırmaktadır. Artı, süt ürünleri tüketimi vücudun insülin benzeri büyüme faktörü (IGF-1) – bilinen birkanser destekçisi – seviyesini yükseltir.
  • Kalsiyumun, süt ürünlerinde olmayan yararları vardır. Kalsiyum vitaminleri, ama süt ürünleri değil, kolon kanseri riskini düşürebilir.
  • Herkes süt ürünlerini sindiremez. Dünya nüfusunun yaklaşık %75′i genetik olarak süt ve diğer süt ürünlerini tam anlamıyla sindirememektedir – buna da laktoz dayanamaması denir.

İşte bazı önemli sonuçlar:

  • Herkesin kalsiyuma ihtiyacı vardır, fakat muhtemelen hükümetlerin önerdiği günlük miktar kadar değil. Vücut, yeşillerden ve fasulyelerden de olmak üzere ve kalsiyum haplarından daha az riskle, diyetinizden daha iyi yararlanmaktadır.
  • Kalsiyum muhtemelen kırık kemikleri korumamaktadır. Bazı insanlar kırık riskini daha fazla kalsiyum alarak azaltmaya çalışmaktadır.
  • Erkekler kalsiyum hapları almak istemeyebilirler. Kalsiyum hapları ve D vitamini kadınlar için mantıklı olabilir.

Artı, süt ürünleri daha çok sağlık problemine neden olabilir, örneğin:

  • Sinüs problemleri
  • Kulak Enfeksiyonları
  • Tip 1 diyabet
  • Kronik kabızlık
  • Anemi (çocuklarda)

Bu endişerlere bağlı olarak, birçok anne alternatif olarak çiğ süt düşünmeye başladı. Fakat, bu da çok daha sağlıklı bir form değil. Evet, çiğ, organik süt pestisidler, hormonlar, antibiyotikler ve homojenizasyon ve pastorizasyonla ilgili endişeleri ortadan kaldırıyor. Fakat, bu yararlar süt ürünlerinin potansiyel risklerine karşı tam anlamıyla ağır basmıyor.

Evrimsel açıdan bakarsak, süt insanlar için ilginç bir gıdadır. 10,000 yıl önceye kadar, hayvanlar evcilleştirilmemişti ve süt içme imkanımız yoktu. Eğer buna inanmıyorsanız, şunu düşünün: İnsanların çoğunluğu, 2-5 yaşları arasında doğal olarak kayda değer miktarda laktaz (süt içindeki şeker olan laktozu metabolizma için düzgün olarak kullanmaya yarayan enzim) üretmeyi durdurur. Aslında, memelilerin çoğunluğu için, normal şart anne sütünü emmeyi bıraktıktan sonra sütü düzgünce metabolize etmek ve sindirmek için gerekli enzimleri üretmeyi durdurmaktır.

Vücutlarımız düzenli bir şekilde süt sindirmek için yapılmamıştır. Onun yerine, birçok bilim adamı bizim için kalsiyum, potasyum, protein ve yağları tam bitki gıdalardan (sebzeler, meyveler, fasulyeler, tam tahıllar, fındıklar, tohumlardan almamızın daha iyi olacağına hemfikirdirler.

İşte süt ürünleri ile başa çıkmak için benim tavsiyelerim.

Süt ürünleri için 5 öneri

  • Sağlıklı kemikler için süt ürünlerine güvenmeyin. Eğer sağlıklı kemikler istiyorsanız, egzersiz yapın ve günlük olarak D vitamini almaya özen gösterin.
  • Kalsiyumu gıdadan alın. Koyu yeşil sebzeler, tahin, deniz sebzeleri ve sardalya veya somonu da içine alır.
  • Süt ürünlerinden kaçınmaya çalışın. Süt, peynir, yoğurt ve dondurmayı 2 haftalığına kullanmayın ve daha iyi hissediyor musunuz bir bakın. Sinüsleriniz, burun arkası akıntınız, başağrınız, huzursuz bağırsak sendromunuz, enerjiniz, ve kilonuzla ilgili gelişmeler görecek misiniz. Sonra, tekrar süt ürünlerinden yemeye başlayın ve nasıl hissediceğinize bir bakın. Eğer daha kötü hissediyorsanız, süt ürünlerinden kaçınmayı ciddi olarak düşünün derim.
  • Eğer süt ürünlerini tolere edebiliyorsanız, sadece çiğ ve organik ürünlerden kullanabilirsiniz. Daha çok yoğurt ve kefir gibi fermente ürünlere odaklanmanızı öneririm.
  • Eğer bebeğinizi formüla mama ile beslemek zorundaysanız, üzülmeyin. Bebek mamalarındaki süt hidrolize edilmiştir ve sindirilmesi daha kolaydır (yine de allerjiere neden olabilir tabii). Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde ise onu gerçek gıdaya yöneltebilirsiniz.

Hala süt mü var? Umarım yoktur. Unutmayın, süt ürünleri sağlık için elzem değildir. Size beslenme bültenindeki süt bölümünü tamamen okumanızı öneririm…
Beslenme Bülteni

Grip Aşısı Olan Çocuklarda Hastaneye Gitme Oranı 3 Kat Fazla

ScienceDaily (20 Mayıs , 2009) — Aktif olmayan grip aşısı, çocuklarda griple bağlantılı hastaneye gitmeleri önleyemediği görülüyor, özellikle astımı olan çocuklarda. Aslında,  19 Mayıs’da San Diego’daki Amerikan Göğüs Topluluğu’nun 105. Uluslararası Konferansı’nda tanıtılacak yeni araştırmaya göre grip aşısı olan çocukların hastaneye yatma riski aşıyı olmayan yaşıtlarına göre çok daha fazla.

Makale şöyle söylüyor:

“2. kere grip aşısı olan çocukların hiç olmayan çocuklara göre 3 kat fazla hastaneye yatma riski taşıyorlar. Astımlı çocuklarda, özellikle bu oran çok daha fazla olmuştur.

BPA’lı Damacanalara bir Alternatif

suYazılarımdan birine bırakılan yorumlardan biriyle haberim oldu bu şirketten. Çok mutlu oldum, birileri daha bu konuda birşeyler yapıyor diye düşündüm. Sözünü ettiğim Taşkesti Su.

Taşkesti Su’yun özelliği Türkiye’de ilk defa BPA içermeyen yeni nesil damacanalara dolum yapıyor olması.  Damacanaları, Amerikan FDA (Gıda ve İlaç Ajansı) onaylı, özellikle bebek ürünlerinin ambalajlarında kullanılan TRITAN malzemesinden üretilmiş olup, polikarbonat değil. İddiasına göre;  Taşkesti Su, Sağlık Bakanlığı’nca içerdiği mineraller sebebiyle doğal kaynak suyu olmanın dışında ‘Doğal Mineralli Su’ olarak adlandırılıyor. Kalsiyum ve magnezyum açısından zengin olan Taşkesti Su, Sağlık Bakanlığı tarafından yaptırılan testler ve analizler sonucunda mineral değerleri açısından standartların çok üstünde olduğu onaylanmış.

Bu arada biraz önce bir arkadaşım uyardı, “Doğal Mineralli Su” aslında İçme Suyu olmayan suları işleyip içine mineralleri ekledikleri artezyen suyu imiş.Yani doğal kaynak suyu değil. BPA’sız damacanaları övgüyü hakediyor ama doğal kaynak olmaması negatif bir tarafı tabi ki.

Taşkesti Su aynı zamanda düşük sodyum değerleri sayesinde Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizde çok sınırlı sayıda suyun sahip olduğu “Sodyum diyetine uygun su” kategorisine alınmış. Bu yüzden, modern tesisiyle, kaynağında doğal yapısı bozulmadan, mineral dengesi değiştirilmeden şişelenen Taşkesti Su, Sağlık Bakanlığı’nca “Doğal Mineralli Su” olarak tescil edilmiş.

Kısaca Taşkesti Su, ambalajları üzerinde yer Alan “Doğal Mineralli Su” ibaresi, içtiğiniz suyun sağlıklı, mevsimden mevsime değişmeyen dengeli mineral yapısına sahip ve en önemlisi kaynağından çıktığı gibi ambalajlandığını, yapısını bozacak hiç bir işleme tabii tutulmamış olduğunu ifade ediyor.

19 Lt. Hijyenik yeni nesil BPA içermeyen damacana ambalajı ile Taşkesti Doğal Mineralli Su size, ev ve işyerlerinizde saf, tazeleyici, içimine doyulmaz suyun doğallığından ve yararlarından sınırsızca faydalanma olanağı sunuyor. Daha detaylı bilgi için web sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

Sularından alıp deneme fırsatım henüz olmadı, çünkü bulunduğum şehirde henüz yok ama yakında bayi açacaklarını söylediler. Ben takipteyim. Şu an İstanbul’da olanlarınızın alıp denemesini tavsiye ederim.

Mağdur Eden Doktorlar Yasası

Hastanın karnında pens unutan, gazlı bez unutan, yanlışlıkla başka bir yeri kesen doktorlar var. Bu doktorlar sadece bizde değil başka ülkelerde de mevcut ama onlarda hastalar en azından tazminat alabiliyorlardı. Çünkü sorumluluk sigortası zorunlu idi.

İşte sonunda artık bizim ülkemizde de hastasını mağdur eden bu tip doktorlar için sorumluluk sigortası yapılması zorunluluğu çıktı ve primleri de yayınlandı. Doktor eğer bir tıp merkezine bağlıysa o tip merkezi bu sigortayı yaptırıyor, eğer değilse doktor kendisi yaptırıyor. Nasıl olursa olsun, bizim ülkemizde de güzel gelişmeler oluyor.

Arılara Neden İhtiyacımız Var

beeBu hafta arılarımızın yüzyüze geldiği problemlerle ilgili iki tane yazı okudum. Kovanlar ölüyor ve arılar yokoluyor ve bu bir çok insanı çok endişelendiriyor. Genel olarak ekosistemler birbirine dayanan içten bağlı hayat formlarının kompleks bir serisidir. Bir hayat döngüsüdür ve döngü kırıldığında .. tüm diğer parçalar için sorun demektir. Ekosistemler bir denge içinde varolurlar ve eğer bir öğesi etkilenirse tüm sistem dalgalanır.

Arılar, sağlıklı bir ekosistemin bir tamamlayıcı bir parçasıdır. Sadece yararlı değillerdir… Arılara İHTİYACIMIZ var! Arı yok demek tozlaşma yok demek, ki bu da bazı çiçek türlerinin yok olması demek ki bu da bazı hayvan türlerinin yokolması demek. Bir yerde Amerikan ekinlerinin 1/3′ünün arılar tarafından tozlaştırıldığını okumuştum yani hatta büyük miktarda insanlar da arıların yokolmasından etkilenecekler.

Bir dahaki sefere bir arıdan rahatsız olduğunuzda aşağıdakilerden birini düşünebilirsiniz.

1. Tozlaşma

Arıların tozlaşma çabaları geniş bir yabani çiçek çeşitliliğinden ve onlara bağlı olan bir çok üründen sorumludur. Aslında, arıların çiçeklenen ekinlerden ve çiçeklerden tozlaşması olmadan, genel olarak çok çok daha az gıda ve çeşitlilik olacaktır. Eğer arılar yabanda tozlaşma yapmazsa, bazı sebzeler tükenir ve yerini işgal edici problemli türlere bırakır. Yokolan türleri yiyen hayvanlar sonra ölür, bu da etçil hayvanların otçul hayvanları yemesi ile devam eder. VE bundan anlaşılacağı üzere hepsi birbirine bağlıdır. Zincirden bir halkayı çıkarıp fonksiyonuna devam etmesini bekleyemezsiniz.

İnsan gıdası da arılara dayanmktadır. Elmalar, armutlar, salatalıklar, kirazlar ve diğer çiçek ve meyve veren ekinler arıların çiçekleri tohumlamasına böylece meyvenin büyümesine dayanmaktadır. Bir arı bir çiçekden nektar aldığında, polenle kaplanır. Arı sonra bu poleni başka bir çiçeğe taşır, onu tohumlar ve çiçeğin meyveye büyümesine sebep olur. Tozlaşma olmazs, bir çok çiçeklenen ekin meyve vermeyecek veya çok az verebilecektir.

2. Arı Ürünleri

İnsan sağlığı arı ürünlerinin varlığı ile çokça iyileşmektedir. İşte insanların yarar sağlayabileceği arıların sunduğu önemli ürünler.

* Bal – Bal sadece başka bir tatlı değildir. Ham, yani kovandan kavanoza minimum proses görmüş işlenmemiş bal bir çok sağlık faydasına sahiptir. Fosfos, demir, A, B-kompleks, C, D, E ve K gibi çok çeşitli vitaminler içerir. Bitki bilimci Stephen Buhner’a göre bal, 75 çeşit farklı bileşiğe sahiptir.

Bir kaşık işlenmemiş bal mükemmel bir öksürük şurubudur ve ev yapımı medikal şuruplar gibi kullanılabilir. İşlenmemiş bal, ağır yanıklar için harika bir tedavidir ve balın antibiyotik özellikleri ülser ve ameliyat enfeksiyonları açısından çok fayda ssağlamıştır. ional antibiotics in the treatment of ulcers and surgical infections. Honey has even been touted as an excellent treatment for allergies.

* Balmumu – Bu doğal ve güzel ürün mum, dudak nemlendiricisi, kozmetikler, boya kalemleri, nemlendiriciler ve diğer bazı eşyaların yapımında kullanılır.

Bazı vejeteryanlar arı ürünlerinden faydalanmamamız gerektiğini söylüyor ve bazı alanlarda haklılar. Fakat bence kovanlarına iyi sahip çıkan ve işlenmemiş bal yapımını sürdüren arıcıları desteklemeliyiz. Eğer onlara destek olunmazsa, insanlar balı çiftlik endüstrisinden elde etmeye başlayacaklar ki  bu da kullanması çok daha az etik olacak. Etik arıcıları himaye etme onlara yaptıkları işi devam ettirmek için bir neden verecektir. Arılara zarar vermeden dış etkenleri değiştirmekle bile arılar yokolma tehdidi altında öyleyse onları koruyanları desteklemeliyiz.

Bir arı ekosistemin önemli bir parçasıdır, ve ekosistemin bir parçası olarak biz insanlar, arıların yaptıklarından çok fayda sağlamaktayız. Yerel arıcılarla konuşup, neler yapabileceğimizi bilmek, arı popülasyonun devamına yardım edenleri himaye etmek, arılara zarar vericek kimyasalları kullanmayı durdurmak ve bulunduğumuz bölgede çok tehlikeli olduğunu düşündüğümüz bir arı kovanı varsa ilgililere haber yapabileceğimiz en akıllıca işlerdir. Bu küçük canlılarla ilgili hepimizin biraz daha fazla düşünmeye ve nesilleri tükenmesin diye ne yapbileceğimizi veya neyi yapmmamız gerektiğini bilmeye hepimizin ihtiyacı var.

Sizce arıları korumak adına nasıl daha fazla proaktif olabiliriz.

Akne

acneBir çok yetişkin için akne; o garip ergen yıllarda olan ve sonra geçip giden birşey olmaması üzücü bir gerçektir. Ergenlikten sonra ve tüm hormonal senelerde cildi cezalandırabilir. Bir çok yetişkin hamilelik gibi hormonal dönemlerde aknenin döndüğünü görmüşlerdir. Diğerleri ergenlikte olduğu kadar dramatik olmasa da tamamen hiç gitmediğini görmüşlerdir. Bu durum kendinizi çok kötü hissetmenize neden olabilir ve özgüveninizde ve sosyal hayatınızda bir oyuk yaratabilir. Bu durum, biryerde gördüğünüz veya tavsiye edilen “mucize” bir ürünü kullandıktan sonra  bununla da çözüm bulmazsa daha da kötüleşir. “Mucize” çoğu zaman pazarlamadır.. buna kapılmazlarsa bir “mucize” olur gibi bir mucize yani. Çoğu popüler akne tedavilerinin problemi daha da kötüleştirmesi ve kötü kimyasallarla paketlendiklerinden dolayı sağlığınızı tümden kötü etkilemeleri gerçeği daha da üzücüdür. Neden farklı bir şey deneyip akneden birkerede ve tamamen kurtulmak için doğal yolları denemiyorsunuz ?

Akne için Doğal Çözümler – Sağlıklı bir diyet : Sağlıklı bir diyet akne için yapabileceğiniz en iyi şeydir. Cildiniz bir organdır ve bir organ sağlıksızsa onu başta neyin sağlıksız yaptığını düşünmeniz gerekir. Cildimiz vücudumuzdan toksinleri elemek için kullanılır. Toksinler cildimize ne yapıyor ve oraya nasıl gidiyor? Şeker, akneden muzdaripler için katastrofiktir. Cilde, akneyi daha da kötü yapan iltihap reaksiyonuna neden olduğu kanıtlanmıştır. Diyetinizdeki şekeri azaltın veya en iyisi tamamen çıkartın ve cildinizde BÜYÜK bir fark göreceksiniz. Şekerden kurtulmanın yanında, sebze ve meyvelerden oluşan çeşitli taze yiyecekler yiyin. Sisteminize bu yiyeceklerdeki en çok antioksidan gücünü almak için renkli çeşitleri tercih edin. Çiğ yiyecekler, yeşil meyve suları ve yeşil smoothies sağlıklı bir cilt için harikalar yaratır. Süt ürünlerini azaltmak da akne özelinde cildinizde büyük değişiklikler görülür. Bir çok uzman vejeteryan bir diyetin akneden uzak bir cilt için en iyi çözüm olduğunu söyler. Bir çok vejeteryan bunun doğru olduğuna yemin ediyor ve kanıtlamak için sağlıklı ciltlere sahipler. Daha az et yemek ve eti hayatından çıkarmak, süt ürünlerini azaltmak ve kafein almamak harika ilk adımlardır. Ve çikolata tek başına akneye neden olmazken, akneyi daha kötüleştirebilecek kafein içermektedir. Tam tahıllar vücudunuza ihtiyacınız olan lifi sağlayacaktır ve toksinlerden arınmanıza ve sisteminizin düzgün çalışmasına yardım edecektir. Su içmek de aynıdır. Akne içi doğal tarifleri :
Yeşil Çay: Semptomlarınızı rahatlatmaya tardımcı olmak için cildinize direk yeşil çay uygulayabilirsiniz. Yeşil çay kremleri de piyasada mevcut, fakat daha ucuz ve kolay bir yol arıyorsanız, yeşil çay poşetlerini sıcak suya bastırıp sonra direk aknelerinize uygulayabilirsiniz.
Yumurta Beyazı : Yumurta beyazlarını maske olarak yüzünüze uygulamak akneyi tedavi için güzel bir yöntemdir ve gözeneklerinizi hemen kapatır. Bununla beraber, akne yüzünden yüzünüzde olan kırmızılıktn kurtarır ve daha önceki sivilcelenmelerden kalan lekelenmeleri azaltır.
Çay Ağacı Yağı: Birçok insan aknenin nedenleri ve tedavisi konusunda aynı düşünmezken hemen herkes bunun bir çeşit enfeksiyon olduğunu kabul etmektedir. Ve çay ağacı yağı uzun zamandır bakteri öldürücü ve cilt enfeksiyonlarını giderici özelliği ile doğal olarak kullanılmaktadır. Çinko bağışıklık sisteminizi güçlendirmenize yardım eder böylece daha çabuk iyileşebilir ve akneden kurtulabilir. Vejeteryanlar için iyi kaynaklar süt ürünleri, fasulye ve mercimek, maya, fındık,  çekirdek ve tam tahıllı gevrekleri içeriyor. Balkabağı tohumları çinkonun en konsantre vejeteryan gıda kaynaklarından biridir. Vejeteryanlar süt ürünlerini de görmezden gelebilirler. Doğal akne tedavilerinin kesinlikle en iyi tarafı cildinizin genel kalitesini zarar vermeden veya geleneksel ürünlerin yaptığı gibi kurutmdan iyileştirir. Çoğunun hiç yan etkisi yoktur ve güvenlidir. Makyajdan kaçınmak da önemli bir basamaktır. Cildinizin tasarlandığı gibi toksinleri elemeye ihtiyacı vardır. Gözeneklerimizi makyajla ve yağla tıkadığımızda, işini yapamaz ve hiddetle protesto eder. Son olarak, stres büyük akne patlamalarına yol açabilir. Yoksa neden bir gelin büyük günden önce sivilceler içinde kalır ki? Stres seviyelerinizi düşük tutmak için meditasyon veya yogayı deneyin. Bu sadece akne semptomlarınıza değil genel sağlığınıza da iyi gelecektir. Stres olduğumda doğa seslerinin olduğu cd’mi dinlemeyi çok severim,  yeni doğum yaptığımda çok işime yaramıştı. Akne çok kötü olabilir ama yukardaki önerileri kullanarak ve bir atak planı başlatarak gelişme görebilirsiniz. Diyeti ilk silahınız olarak kullanın, stresi azaltın ve gerekirse birkaç doğal yöntem kullanın ve çok yakında cildinizin genel sağlığında bir farklılık göreceksiniz.

Anne Sütünde bulunan bir madde 40 Çeşit Kanser Hücresini Öldürüyor

PloS One Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, İsveçli araştırmacılar anne sütünde bulunan bir maddenin kanser hücrelerini öldürmeye yeteneği olduğunu keşfetmişler. HAMLET (Tümör hücrelerine ölümcül olan İnsan Alpa-lactalbumin) olarak bilinen madde yıllar önce keşfedilmiş, fakat insanlar üzerinde çok yakında test edilmiş. Lund Üniversitesinde yürütülen bir denemede, mesane kanserinden çeken hastalar HAMLET’le tedavi edilmişler. Her tedaviden sonra, hastalar idrarlarıyla ölü kanser hücreleri boşaltmış ve sağlıklı hücreler kalmış. En yeni laboratuvar deneyleri göstermiş ki HAMLET’in 40 çeşit kanser hücresini öldürme yeteneği var, fakat bu insanlar üzerinde yapılan ilk test. Bir sonraki aşama maddeyi cilt kanseri ve beyin tümörleri üzerinde denemek. Deneme atılımı, HAMLET’in gelecekte kanser tedavisi için bir ilaç olark kullanılacağına dair umutları yükseltmektedir.

Pepsi okullardan çekiliyor.. Ya Coca Cola?

Pepsi (PEP) okullardan çekiliyor. En azından, para atılan makineleri. Abur cubur ve içecek devi Pepsico bu hafta Amerikan okullarındaki para atılan makinelerden şekerli içeceklerini çekeceğini açıkladı. Bu takipçilerin Coca Cola’ya aynısını yapması konusunda seslenmesini sağlamıştır.

Bu hareketle alkolsüz içecek devi, Başkanın eşinin çocukluk obezitesindeki savaşında ön sırayı alan bir çok yiyecek şirketinden biri olmuştur.  Michelle Obama’nın, en genç Amerikan jenerasyonundaki daha sağlıklı yemek alışkanlıklarını destekleyici çabaları tarafından yöneltilen en üstteki hedefler Kraft (KFT), Unilever (UL) ve General Mills (GIS) gibi büyük markalardır.

Bu hareket Pepsi’nin ana noktalarını zedeleyecek mi? Ve daha da önemlisi, gerçekten çocukluk yemek alışkanlıklarını geliştirecek mi? Büyük ihtimalle iki sorunun da cevabı “hayır” olacaktır.

Pepsi, şekerli içeceklerini okullarda 2006′da satmaya başladı. O zamandan beri, Pepsi satışlarında veya kazancında bir artış görmedi. Bu bütün alkolsüz içecek endüstrisi için geçerli. Asitli içecek tüketimi 2008′de %1 artarken – geçen sene Amerika’da %3 oranında düştü.

Yani 2012′ye kadar 200′den fazla ülkedeki dağıtımlarını değiştirme planlarıyla makinelerini geri çekmek Pepsi için çok da önemli bir hareket değil.

Peki Pepsi bu hareketi gönüllü yaparak ne kazanıyor? Basının gönlünü almak için mi.

Bir çok firma ekolojik olmaya giderken (Koka Cola CO2 seyyar makineleri ile ekolojik oldu), sağlıklı olmak iyi bir vatandaş olarak kendini tanımlamak için önemli bir faktördür. Hiç bir firma alıcılarına kendi markalarını es geçmeleri için başka bir neden vermek istemiyor.

İklim Değişikliğinin Etkileri Çocuklar İçin Daha Kötü

Geçen hafta, (APA) Amerikan Pediatri Akademisi; özellikle çocukların iklim değişikliklerinin etkileri nedeniyle riskde olduklarını açıklayan bir rapor yayınladı. Vücutları daha küçük ve bağışıklık sistemleri gelişme döneminde oldukları için küçük çocukların ısı, toksin v.s’ye karşı daha duyarlı olduklarını düşünürsek bu haber çok şaşırtıcı değil. Çocuklar büyüklerden daha savunmasızlar ve şimdi APA doktorlara, özellikle Amerika’da sürdürülebilir çalışmalar modellemek için önayak olmalarını rica ediyor.

APA’nın raporuna göre,

İklim değişikliğinin tahmin edilen direk sağlık sonuçları, doğal afetler ve ekstrem hava olaylarından kaynaklanan yaralanma ve ölümleri, iklim-duyarlı enfeksiyon hastalıklarında artışları, hava-kirliliği bağlantılı hastalıklarda artışları ve daha çok sıcak- bağıntılı muhtemel ölümcül hastalıkları içermektedir.

Özellikle, APA böceklerin neden olduğu sıtma, solunum yolu hastalıkları ve ısı-bağıntılı hastalıkların en genç popülasyon için ölümleri artıracağını belirtmiş. Yaşamaya elverişsiz bölgelerden olan büyük göçler de olasıdır ve bu da çocukların sağlığını etkileyecektir. Bunun dışında, raporda:

  • Hava kirliliği çocukların ciğerlerine daha çok zarar verirken, astım ve solunum rahatsızlıklarına neden olur, çünkü akciğerleri hala gelişmektedir, daha yüksek değerde nefes almakta ve daha çok dış mekanda bulunmaktadırlar.
  • İshal ve diğer mide-bağırsak problemleri gibi su ile taşınan enfeksiyonlar, özellikle çocukları ağır vurmaktadır. Bu enfeksiyonlar daha çok yağmurla artar ki bu da iklim ısınması oldukça beklemen birşeydir.
  • Böcekler daha yükseklere çıkabiliyorken, sıtma bölgeleri genişliyor. Çocuklar özellikle savunmasız; sıtma ölümlerinin %75′i, 5 yaş altı çocuklardan olmaktadır.

İklim değişimi çevresel bir konu değil, bir halk sağlığı konusudur. Pediatristler ve ebeveynlerin birbirlerini eğitme ve iklim değişikliği konusundaki etkilerini azaltma konusunda bir sorumluluğu vardır. Eğer çocuklar geleceğimizse ve iklim değişikliği oluyorsa, o zaman çocuklarımızın etkilerinden güvenli ve sağlıklı olduğuna emin olmamız gerekiyor. Çocuklarımızın geleceği bizim sorumluluğumuz.

Vitamin D

zofortD vitamini hakkında bir yazı yazdıktan hemen sonra, Time magazine’de çocuklar ve D vitamini hakkında bir yazı buldum.

Doktorumuz da bize D vitamini ile ilgili benzer bir yazı göstermişti, Emzirilen bebeklerin D vitamini açısından yoksun kaldığı ve onları hastalıklara karşı açık bıraktığı ile ilgili yorumlar okuyorum. Amerikan Pediatri Organizasyonu bebekler ve çocuklar için D vitamini alımının artırılması gerektiği ile ilgili tavsiyelerini ikiye katladı. Yazıya göre :

“Doktorlar artan bir şekilde sadece kalsiyum emilmesini ve kemik sağlığını destekleyen değil fakat aynı zamanda kanser ve multiple sklerosis gibi hastalıkları önleme yardımcı vitaminleri, çocukların özellikle emzirilen bebeklerin yeterli almadığına dair endişeler taşıyorlar. Doğru şey ise günlük bir doz almaktır.”

Kızım 21 aylık ve 19 ay boyunca emzirildiğine göre ne kadar D vitamini açığı var gerçekten merak ediyorum. Biliyorum emzirmek harika ama kızımın D Vitamini durumunu da düşünmeden edemiyorum. Bu konuyu doktorumuza soracağım.