
Okuyuculara çok teşekkürler. Geçtiğimiz hafta EkoAnne için Radikal’de röportajımız çıktı. Çok yoğun ve yorgun olduğumdan şu sıra az yazı yazabiliyorum ama hayatımın normale dönünce daha çok yazacağım. Takip eden, okuyanlara teşekkürler.



Okuyuculara çok teşekkürler. Geçtiğimiz hafta EkoAnne için Radikal’de röportajımız çıktı. Çok yoğun ve yorgun olduğumdan şu sıra az yazı yazabiliyorum ama hayatımın normale dönünce daha çok yazacağım. Takip eden, okuyanlara teşekkürler.


Atıştırma zamanı, yine mi? Ebeveynlerin çocuklarının yemek aralarında atıştırmalarını yasakladığı zamanlar geride kaldı. Şu günlerde trend durmaksızın yemek.
Kuzey Carolina Üniversitesinden beslenme araştırmacısı Barry Popkin, “Bilgilerim gösteriyor ki çocuklar her birkaç saatte bir atıştırıyor” diyor. “Bu eskiden böyle değildi.”
Çocukluk atıştırma trendleri, 30 sene önce çocukların günde bir kere atıştırmasından epeyce değişip günde 3 kereye çıkmış. Bu bilgiler, 2-18 yaş arası 31.000′in üstünde çocuk ve adölesanı içeren ulusal bir araştırmadan geliyor.
“Ortalama bir çocuk atıştırmalardan günde 586 kalori alıyor” diyor Popkin. Bu, bir jenerasyon öncesine göre çocukların atıştırmalardan aldığı kalorilerden 200 kalori daha fazlasını gösteriyor. Ve 1-5 yaş arası bir çok çocuk günde 6 kereye kadar atıştırıyor.
Araştırmacılar, eğer çocuklar sağlıklı ve besin yönünden zengin besinlerle atıştırıyorsa endişelenecek birşey olmadığını söylüyor. Fakat durum bu değil. “Meyve alımını azalttılar, ve süt alımını azalttılar” diyor Popkin. Bu tüketim trendleri Amerika’da belgelenmiş.
Bu günlerde, çocuklar daha çok tuzlu atıştırmalıklar, şekerler, meyve suyu ve meşrubat tüketiyor.
“Yani aslında sağlıklı yiyeceklerden sağlıksız yiyeceklere geçtik,” diye açıklıyor Popkin.
Küçükken Başlamak
En dikkat çekici trendlerden biri okul öncesi takımın atıştırma alışkanlıklarıdır. Yeni analize göre, 2-6 yaş arası çocuklar günde en fazla atıştırmayı yapanlar.
Ortalamada, 1977′dekine oranla günde 1 veya 2 öğün fazla yiyorlar veya içiyorlar. Tufts Üniversitesi Friedman Besin Okulu dekanı Eileen Kennedy bunun gerçek bir endişe olduğunu dile getiriyor. “Sadece çocukların yeme sistemleri değil, fiziksel aktiviteleri de değişiyor” diyor.
Kennedy diyor ki, tüm bu çok küçük yaşda atıştırma alışkanlıkları, hayat boyu sürecek zayıf yeme alışkanlıklarının başlangıcı olabilir.
Önümüzde Ne Olduğunu Görmek Zor
Çocukluk obezitesindeki artma, sık atıştırma trendiyle birlikte artmaktadır. Fakat ebeveynler bağlantıyı kuramıyor gibi görünüyor – veya çocuklarının aşırı kilolu olduğunu farkedemiyorlar.
Yale Üniversitesi’ndeki Gıda Siyasetçisi ve Obezite için Rudd Merkezinden Marlene Schwartz “Sadece görmüyoruz” diyor.
Son 3 onyıllık süreçte yeme alışkanlıklrı değiştikçe, kilo konusundaki algılarımız da değişmiştir. Yakın zamanda eski okul fotoğraflarına bakınca eskiden çocukların ne kadar zayıf olduğunu farketmiş.
“Bakıp düşünüyorsun, Wow. Bu çocuklar çok zayıf diyorsun”. diyor Schwartz. Fakat aslında fotoğraflarındaki çocuklar ortalama çocuklar.
Bu noktayı koymak için Schwartz yaşadığı yerdeki o anki öğrencilerin vücut kitle indexi bilgilerini analiz etmiş ve eklemiş, “İnsanlar bizim kasabada bile çocukluk obezitesi değerlerinin ulusal ortalamaya göre yüksek olduğuna çok şaşırdılar”.
İnsanlar bir çocuğun obezmi yoksa fazla kilolumu olduğunu değerlendirmenin ne kadar zor olduğunu anlamıyor çünkü gittikçe daha büyük çocuklara alıştık.
Araba koltuğu bebeğiniz doğmadn önce gerçekten ihtiyaç duyacağınız bir ekipmndır. Bebeğinizin yaşı ve kilosu için doğru araba koltuğunu seçmek çok önemlidir. İyice yerleştirildiğinden emin olun. Arabanıza mükemmel şekilde yerleşmeyecek veya kemerle bağlanması zor görünen bir araba koltuğu almayın. Bazı koltuklar bazı araba modellerinde diğerlerinden daha iyi çalışır. Koltuk, kemer tarafından iyice sarılmalı ve yanlardan çok az harekete izin vermelidir. Yerinden oynuyorsa güvenli değildir.
Neden ters yönlü araba koltuğu?
Bebeklerin ve yenidoğanların arabada ters yönlü araba koltuğunda gitmeleri gerektiği çok bilinen bir gerçektir. Ebeveynlerin sorduğu en sık sorulardan biri “Ne zaman çocuğum düz oturabilir?” En ortak kabul edilen cevap ise çocuğu en azından 1 yaş ve 9 kg olana kadar ters yönlü araba koltuğuna oturtmaktır. Bazen ebeveynler bebekleri 9 kg’a ulaşmadan yüzlerini öne çevirmek isterler ama bu tehlikelidir ve bir kazada omurilik problemlerine yol açabilir. Bir çocuk için ters yönlü oturması 5 kat daha güvenlidir. Aslında, çocuğu mümkün olduğunca ters oturtmak tercih edilmelidir. İsveç gibi ülkelerde, çocuklar çoğu zaman 3-4 yaşına kadar ters-yönlü oturtulur. Bu, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında kazalarda daha az yaralanan veya ölen çocuk sayısı ile sonuçlanmış. Diğerlerinin arasında Amerikan Pediatri Akademisi ve İngiliz Tıp Dergisi ebeveynlere çocukları mümkün olduğunca ters-yönlü oturtmalarını tavsiye etmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi aynı zamanda “ideal koruma için, kilo sınırları içinde olduğu sürece kilo sınırına gelene kadar kafa uzunluğu koltuğun tepesine yetişmediği sürece ters yönlü oturtulmasını” da tavsiye ediyor.
Önden çarpışmalar en tehlikeli çarpışmalardır. Bir çocuğun anatomisi bir yetişkininkinden çok belirgin bir şekilde farklıdır ve bu çocuğu bazı ciddi yaralanmalar açısından daha fazla riske atar. Çocuk düz oturduğunda ve önden bir çarpışma olduğunda çocuk öne doğru fırlatılır ve emniyet kemeri tarafından tutulur. Bu; boyun, omurga ve iç organlara stres bindirir. Kafa öne doğru fırladığında boyun tammiyle korunmasızdır. Bir çocuğun omurgası hala gelişmektedir ve bir çok kıkırdakla hala yumuşaktır. Böylece boyun, bir araba kazasında maruz kaldığı büyük güçle incinebilir durumdadır (düz oturulan bir koltukda boyun 300-320 kg’a eşit bir güce maruz kalmaktadır; ters oturan bir koltukda bu 50 kg’a eşittir) ve o kadar esneyebilirki omurga çatlayabilir. Emniyet kemeri altında göğüs kafesi de aynı zamanda yumuşaktır ve kaburgalar çatlamakdan çok bükülecektir. Hatta iç organlar hasar alabilir.
Ters oturulan araba koltuğunda, çocuk arkaya doğru fırlatılır ve etkinin gücü koltuğun arka tarafına dağıtılır. Boyun, omurga ve iç organlar gücün stresine maruz kalmaz ve böylece korunurlar.
Çocuğu ters-oturtmamak için nedenler var mı?
Tersden oturulan araba koltukları önden çarpışmalar kadar arkadan çarpışmalarda verimli değildir, ama önden ve yandan darbeler dah sık oluşmaktadır ve arkadan vurulan kazalardaki ağırlığa göre çok daha ağır kazalar olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, ters oturma seyahatin en güvenli yoludur.
Birçok ebeveyn büyüyen çocuğun daha uzun bacakları arka koltuğa çarpacağından endişelidir. Ters yönlü araba koltukları sadece çocuğun bacakları dizlerinden bükülecek diye veya koltuğa çarpacak diye güvenlik riski içermez.
Her yıl bu zamanlar basitlik ve düzene ihtiyaç duyarım. Kışın karışıklığı, soğukluğu, hastalıklar, ev içinde geçirilen zamanlarından sonra artık hayatta daha AZ şeye hazırım.
Marketlerde gördüğüm dergilere göre, çoğumuz hayatımızı basitleştirmek istiyoruz. Aklımda bunlarla düşünürken bu hedefleri yapmam için bana yardım edecek ve gezegen üzerindeki ayakizimi de azaltacak bir liste oluşturabildim.
Öncelikle, etrafta anlamsızca duran ve dağınıklık yaratan herşeyi toplayın. Tüm eski gazete ve dergileri geri dönüşüm için ayırın. Mutfak dolaplarınızda kullanmadığınız dağınıklıktan kurtulun. Yerde duran herşeyi toplayın. Çekmecelerinizdeki eskileri, kullanmadıklarınızı temizleyin. Neyi geri dönüşüme ayırabileceğinizi öğrenip gerisini kullanabileceklere verebilirsiniz. Freecycle gruplarını öneririm.
Sahip olduklarınızı düşünün. Tüm bu şeylere gerçekten ihtiyacınız var mı?
Gittigidiyorda ya da internette satabileceğiniz birşeyleriniz var mı? Alternatif olarak fazla eşyalarınızı birilerine verin, bağışlayın veya Freecycle’da verin.
Sonra, evinize dipten bir temizlik yapın.
Bir kere eviniz temizlenip, dağınıklık toplandığı zaman, daha fazla eşya sokmayın eve. Gerçekten daha fazla bibloya veya yastıka ihtiyacınız var mı? Hayır, yok. Sadece neye ihtiyacınız varsa onu alın. Evinize ne geldiğini uzun ve iyi düşünün.
Bazen kitap almak yerine kütüphaneleri kullanabilirsiniz. Eğer gerçekten saklamak için kitap alıcaksanız, önce kullanılmış kitap bulmayı deneyebilirsiniz.
Hayatınıza iyi bir göz atın. Mutlu musunuz? Daha iyi olması için neyi değiştirmeniz gerek? Biraz yavaşlamanızı ve mümkün olduğu kadar hayatın tadına varmanızı tavsiye ederim.
Daha az araba kullanın ve daha çok yürüyüp, bisiklet kullanın. - bu sizin için de dünya gezegeni içinde daha iyidir.
Gerçek gıda yiyin ve işlenmiş çöplükten uzak durun. Haftada bir kere yiyeceklerinizi planlayın böylece hergün doğru yediğinizden ve kötü gıdadan uzak durduğunuzdan emin olun. Fast food’dan uzak durup daha çok pişirdiğinizde, kendinize daha iyi bakıyorsunuz demektir ve dünya gezegeni de bundan yarar sağlar. Yiyeceklerinizin çok kapsamlı olması da gerekmez, bir tabak çorba basitçe yapılabilirken aynı zamanda vücudunuza da iyi gelir.
Bir bahçeyi bitkilendirin veya basitçe pencere veya balkonunuzda sebzeler yetiştirin. Doğayla bu tür bir bağlantı herkes için önemlidir.
Son olarak, kuş beslemek insanı bir nevi yavaşlatır. “Kışın haftada bir kere dışarı kuşları beslemek için çıkarım, ve kuşları beslenirken seyretmek çok sakinleştirici oluyor.”
Siz hayatınızı basitleştirmek için bu sene neler yaptınız ?
Petrol heryerde.. Gerçekten.. Aspirin’den diş macununa, ruj’dan oje’ye günlük kullandığımız eşyalarda, en çok da heryerde karşımıza çıkan plastik’in ana maddesi olarak – ki bu da demek oluyor ki kredi kartlarından kontakt lenslere kadar herşeyi ele geçirmiş durumda.
Araba ve uçak kullanarak harcadığımız fosil yakıtlarından gerçekten kısmamız gerekiyor. Gaz her petrol fıçısının yarısına her yere gidiyor. Aynı zamanda hayatın diğer alanlarında petrole bağımlılığımızı da azaltmamız gerekiyor.
Ortalama bir Amerikalı ortalama bir Çinli’den tam 13 kat daha fazla petrol kullanıyormuş. Yediklerimizde yaptığımız değişiklik bile çok fark yaratıyor. Daha çok yerel ve vejeteryan yemek yersek buna çok katkıda bulunabiliyoruz.
İçeriğinde aşağıdaki maddeler olanlardan uzak durarak siz de yardımcı olmaya başlayabilirsiniz:
Petrol (Petroleum)
Saf Vazelin (Petrolatum)
Mineral Petrol (Mineral Oil)
Koku (Fragrance)
PVP/VA Copolymer
Parafin Yağ (Paraffin oil)
Sıvı Parafin (Liquid paraffin)
Beyaz Vazelin (White petrolatum)
PArafin Mumu (Paraffin wax)
Di-ethyl phthalate (DEP)
Di-n-butyl phthalate (DBP)
Benzyl butyl phthalate
Poliuretan (Polyurethane)
İçinde Bulundukları Maddeler (Hemen hemen herşey)
Cilt kremleri – El losyonları, yüz ürünleri (Bitkisellerini kullanabilirsiniz)
Saç Spreyi
Mumlar
Boya
Deodorant
Antihistaminikler
Kortizon
Yumuşak Kontakt Lensler
Deterjanlar
Şampuanlar
Traş Kremleri
Yara Bantları
Bebek Bezleri
Parfüm
Sinek Kovucu
Aliminyum Folyo
Diş Fırçası, Diş Macunu
Boya Kalemleri
Çantalar
Ayakkabılar
Bileklikler
PVC borular, yer kaplaması, banyo perdesi ve sayısız ev ürünleri
DEtox Metodları : azaltın ve alternatif bulun
1. Tüketim seviyelerinizi azaltın: çok sürdürülebilir markalar bulsanız bile, aldığınız ürünler kara, hava veyyoluyla taşınacaktır. Konu çevreyse her zaman az çok demektir.
2.Petrol bazlı içerikleri kullanmayan şirketler bulabilirsiniz.
Doğal cilt ürünlerini takip edin mesela Avalon‘a bakabilirsiniz.
Kendi saç spreyimizi yapmayı deneyebiliriz.
Petrol içeriği olmayan mumlar.
Doğal (kimyasal olmayan) temizlik ürünleri kullanabilirsiniz; bazıları sadece petrolden değil diğer toksik maddelerden de temiz. Şu linke de bakabilirsiniz.
3.Ürünlerin geri dönüşümlü olabilecek versiyonlarını tercih edin. Aşağıdaki listeden başlayabilirsiniz:
Kağıt havlu
Plastik Torbalar (Bez torbalar da kullanılabilir.)
Kontakt Lensler
Mutfak malzemeleri , tabaklar, bardaklar
Tekrar kullanılabilen bebek bezleri
Domuz gribi konusu çok revaçta, aşısı da öyle. İlaç firmaları yeşil dolarları ceplerine indirecekler bundan daha güzel fırsat olur mu?
Size yaptığım araştırmalardan yazılar sunmaya çalışacağım. Öncelikle benim anlamadığım konu şu. Öldürücülük oranı normal gripten bile daha az olan
1000′de 4 lük bir oranla riskli insanlarda ölüme yolaçan çoğu insanın ayakta atlattığı yıllardır olduğumuz gribin bir çeşidi olan bu grip çeşidi için dünyayı
ayağa kaldırmayı kim düşünmüş acaba, kimler düşündüyse tebrik ediyorum onları. Çok başarılı oldular.
Adolf Hitler’in bir sözü var.. ” Bir yalanı yeterince uzun ve yeterince yüksek sesle söylersen herkes inanır.
”
Ve yine merak ediyorum her geçen gün yeni kanser vakaları çıkıyorken, öldürücülüğü kesinken insanlar sigara içmeye devam ediyor, GDO’lu gıdalar umrunda olmadan yemeye devam ediyor, kimyasal içeren herşeyi kullanmaya devam ediyor bunu takmıyor ama korunması da nispeten kolay olan 1000 kişiden 996’sı 7 günde sonra ayağa kalkmış bir grip virüsünden bu korku niye.
Evet elimizden geleni yapalım. Kapalı ortamlara fazla girmeyelim, artık birbirimizi öpmeyelim, elimizi sürekli yıkayalım. Hastayken kalabalığa girip başkalarını da riske atmayalım. Ama bu kadar korkmayalım.
George Bernard Shaw demişki: “Bir doktorla aşıyı tartışmak, bir kasapla vejeteryanlığı tartışmakla aynı şeydir.”
Bu konuda yazılacak çok şey olduğu için ve hepsini yazamayacağım için en azından size yararlı olabilecek linkler sunmaya çalışacağım.
En azından aşı olmadan önce bedeninize ne giriyor gerçekten yaptırmalı mısınız araştırın ve siz karar verin..
Öncelikle bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Domuz gribi de eğer şekil değiştirmezse bu şekliyle bir tıp balonudur.
Bir de şu video‘da özellikle adjuvant’ların açıklandığı kısma dikkat etmenizi öneririm.
ondan sonra bir de gelip bu linki okuyun.
Türkiye’ye gelen domuz gribi aşılarında adjuvan maddesi var.
Ayrıca http://www.domuzgribi.org/ bu linki takip etmenizi öneririm.
Adjuvanların dışında bir de cıva varki. Sabah bakanlıktan birisi çıkmış cevap veriyor.
Cevabı söylüyorum her zamanki aşıdan daha farklı değil. Yani sizi zehirlemiyoruz demiyor, sizi her zamanki kadar zehirliyoruz diyor.
Domuz gribindeki cıva oranı da %25 olan güvenli sınırından daha az değil.
Burdaki linke bakarsanız, ALMAN askerler bu zararlı maddeler olmayan aşılardan vuruluyormuş. Aşılardaki cıva çocuklarda otizm’e neden oluyor bunu biliyoruz artık ve gelişmiş ülkeler kendi insanları için cıvasız aşı bile tedarik edebiliyorlarken Türkiye ve Çin çocuklarında etken maddeli aşıların ne gibi yan etkileri olacağının izleneceği konuşuluyor. Her zamanki ülke insanımız kobay olarak kullanılacak.
25 yaşındaki bu kadın aşılandıktan 2 ay sonra aşının kendisinde bir nörolojik hastalık ortaya çıkarttığını belirtiyor. Aşılandıktan 10 gün sonra grip benzeri semptomlar ve göz kararmaları görmeye başlamış. 60 doktor gördükten sonra felç edici bir nörolojik hastalık olan dystonia’ya yakalandığı ortaya çıkmış.
Aşıdaki cıvanın bir eseri olabileceği öne sürülen bu hastalığın bir tedavisi yok ve sürekli daha da kötüye gidiyormuş.
Bu linkde görüldüğü üzere deniyorki grip aşısı tarihin en büyük dolandırıcılığıdır. Burda bir madde varki bu konuda birşey eklemek istiyorum. Mevsimsel gribin her sene 36.000 kişinin ölümüne yol açtığı söyleniyor. Ve bunların çoğunun zaten bir hastalıkla mücadele ettiğini belirtiyor. Mesela astım gibi. İşte burda hamile ve emziren annelere söylüyorum eğer sigara içiyorsanız çocuğunuzun katili siz olabilirsiniz. Sigara içmenin fetuslarda ve bebeklerde astıma yol açtığı aşikardır. Bu yüzden çocuğunuzu tekrar aşı ile zehirletmemek için lütfen bari bu dönemlerde sigara içmeyin.
Yazı çok uzun olmasın diye burada keserek size 2. bölümüne kadar inceleme fırsatı tanımak istiyorum.
Bu arada kendi üstünüze düşeni yapıp kendinizi ve çocuğunuzu gripten korumaya çalışın lütfen.
Aşı için kendi payınıza düşeni ödeme :10$
Aşı sonrası yan etkiler için hastane masrafları : 300.000$
Aşıdan uzak durma ve çocuğunuzda yan etki olmadığını bilmek : Paha biçilmez